7.sınıf Yaşayan Demokrasi

Mayıs 6, 2009 | Veli Kuzu

6.ÜNİTE:YAŞAYAN DEMOKRASİ
KAZANIMLAR:
1. Türk Devletlerindeki yönetim şekli ve egemenlik anlayışındaki değişimi ve sürekliliği fark eder.
2. Anayasamızın 2. maddesine örnekler verir.
3. Yasama, Yürütme ve Yargı kavramları
4. Siyasi partilerin, Sivil Toplum Örgütlerinin, Medyanın ve bireylerin gündemi nasıl etkilediğini bilir.
5. İçinde bulunduğu eğitsel ve sosyal faaliyetlerde işleyen süreçleri demokrasinin ilkeleri açısından analiz eder.
BİLİNMESİ GEREKEN KAVRAMLAR:
1 .Kurultay 2.Kut  3. Meşrutiyet  4.Monarşi 5.Oligarşi 6.Özgürlük 7.Laiklik 8.Medya 9.Milli Egemenlik 10.Yasama 11.Yürütme 12.Yargı

DEMOKRASİ
Demokrasinin Doguşu: MÖ.450 yıllarında Atina’da site adı verilen şehir devletleri vardı. Şehir devletlerinde kadınların ve kölelerin dışında herkesin söz hakkı vardı. Doğrudan demokrasi uygulanır.
1215’de İngiltere’de kralın yetkilerini sınırlandırmak için Manga Karta ilan edildi. Kral yasaların üstünlüğünü kabul etti. Kral keyfi yargılama yapamayacak, istediği gibi vergi koyamayacaktı.
Coğrafi keşiflerle Avrupa zenginleşti. Rönesans ile bilimde, sanatta ve edebiyatta ilerledi. Reform ile skolaştik düşünce yıkıldı. Düşünce özgürlüğü ve laiklik geldi.
Fransız ihtilali ile birlikte eşitlik, adalet özgürlük ve demokrasi fikirleri yayıldı.
1948 yılında (10 Aralık) Birleşmiş Milletler tarafından İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi kabul edildi.

Demokrasi : Halkın kendi kendini yönetmesidir. Uygulama biçimlerine göre Doğrudan, Yarıdoğrudan, Temsili olmak üzere 3 çeşit demokrasi vardır.
Demokrasinin dayandığı temel ilkeler Hürriyet ve Eşitlik, Çoğulculuk ve Milli Egemenliktir. Hürriyet başkalarına zarar vermeden her şeyi yapma hakkıdır. Eşitlik ise herkesin kanunlar önünde eşit olmasıdır.
Herkesin 1 oy hakkı vardır. Din ırk ve düşünce ayrılığı bunu engelleyemez. Seçimler gizli oy, açık sayım ilkelerine göre yapılır. En çok oy alan parti iktidar, diğerleri muhalefet partisi olur. Bir parti yeterli çoğunluğu sağlayamazsa bir ya da birkaç parti koalisyon yapar.
Demokraside milli egemenlik halka dayanır. Halk devleti yönetecek kişileri seçer. Seçilenler devleti halk adına yasalara uygun olarak yönetirler. Eğer halk memnun değilse bir daha seçmez.
Çoğulculuk farklı görüşlerin farklı partilerce temsil edilmesidir. Herkes özgürce düşüncesini açıklayabilir.Bu nedenle çoğulculuk ilkesi düşünce ifade özgürlükleri içinde yer alır.

Türk Tarihinde Demokratik Gelişmeler:
KURULTAYDAN MECLİSE

Eski Türklerde siyasi, askerî ve ekonomik kararların alındığı meclise toy ya da kurultay adı verilirdi.
Orta Asya Türk devletlerinden biri olan Hunlarda her yıl ilkbaharın beşinci ayında (Hazi¬ran ayı) devlet işlerinin görüşüldüğü kurultay top¬lanırdı. Çeşitli şenliklerin ve spor etkinliklerinin yapıldığı bu toplantılarda bir taraftan da devlet iş¬leri görüşülerek karara bağlanırdı. Bu meclislere ileri gelen boylar davet edilir, gelmeyenler devleti protesto etmiş kabul edilirdi. Bu toplantılarda hü¬kümdarların yanında her zaman hatun denilen hanımı oturur ve bazı elçileri kabul edebilirdi.
Türkler hükümdara devleti yönetme yetki¬sinin Tanrı tarafından verildiğine inanıyorlardı. Tanrı tarafından verilen bu yönetme hakkına kut inancı denirdi. Kutun kan yoluyla hükümdarın tüm erkek çocuklarına geçtiğine inanılırdı.
Bütün hanedan üyelerinde kut olduğun¬dan kendine siyasi ve askerî bakımdan güvenen kişi taht mücadelesine girebilirdi. Bu durum Türk devletlerinde bölünmeye neden olurdu.
Devletin devamı için baba – oğul veya kardeşlerin birbirleriyle mücadelesi normal karşı¬lanırdı.
Türk devletlerinde hükümdarlar yönetimi kolaylaştırmak için ülkeyi doğu ve batı olmak üzere ikiye ayırırdı.

İslamiyet’in Kabul Edilmesinden Sonra Meclis
İslam dininin kabul edilmesinden sonra da devlet yönetiminde Türk kültürünün etkisi de¬vam etti. Kut anlayışı İslam dünyasının dinî lideri olan halifenin hükümdarlığı onaylaması uygula¬masına dönüştü.
İslamiyet döneminde de “Devlet ve ülke, hükümdar soyunun ortak malıdır.” anlayışı de¬vam etti.
Devletin başında bulunan sultanın önem¬li görevleri ve sorumlulukları vardı. Sultan, devle¬ti en iyi şekilde yönetir, halkın mutluluğu için çalı¬şırdı. Sultandan sonra en yetkili devlet adamı ve¬zirdi.
Devlet işleri, Divan adı verilen bir kurulda görüşülüp karara bağlanırdı. Divan’a, sultan veya vezir başkanlık ederdi.
İslamiyet’in kabulünden sonra kurulan Karahanlılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi Türk devletlerinde de İslamiyet öncesi Türk devlet gelenekleri devam etmiştir. Ancak devlet yönetiminde de din kuralları etkili olmaya baş¬lamıştır. Özellikle Osmanlı sultanlarından Ya¬vuz Sultan Selim’in halifelik makamını başkent İstanbul’a taşıması ve kendisinin halife olması devleti teokratik bir yapıya büründürmüştür

Osmanlı Devleti’nde Divan-ı Hümayun
Osmanlı Devleti’nde padişahın başkanlı¬ğında önemli devlet işlerini görüşmek üzere top¬lanan meclise, “Divan-ı Hümayun” denirdi. Divan’ı Or¬han Bey kurmuştur.
Divan, hangi din ve millete ait olursa ol¬sun, kadın erkek herkese açıktı.
Divan’da son söz padişaha aitti. Ancak padişah devlet işleri ile ilgili Divan üyelerine danı¬şıp fikirlerini alırdı.
Osmanlı Devleti’nin en önemli yönetim organlarından olan Divan-ı Hümayun, Yükselme Dönemi’nden sonra bozulmaya başladı. 19. yüzyıl¬da II. Mahmut bu teşkilatı kaldırarak yerine Avrupa usulünde düzenlenmiş olan bakanlıkları kurdu.

OSMANLI DEVLETİ’NDE DEMOKRATİKLEŞME HAREKETLERİ
1808’de Sened-i İttifak imzalandı. Bu padişahın yetkilerini kısıtlayan ilk belge idi.
TANZİMAT FERMANI (1839)
1-Kanun önünde herkes EŞİTTİR.
2-VERGİ kişilerin kazancına göre alınacak.
3-RÜŞVET ve iltimas kaldırılacak.
4.ASKERLİK işleri belli bir düzene göre yapılacak.
5-KANUNUN üstünlüğü kabul edilecek.
Yukarıda bazı maddelerini verdiğimiz Tan¬zimat Fermanı; mutlakıyetin gücünü sınırlan¬dırmıştır ve ilk kez bu ferman ile Osmanlı Dev¬leti hukuk üstünlüğünü kabul etmiştir. Bu durum demokratikleşme yolunda atılmış en önemli adımlardan birisidir. Ancak Osmanlı halkı Tan¬zimat Fermanı ile yönetimde söz sahibi olama¬mıştır.

ISLAHAT FERMANI 1856
Avrupalı devletlerin baskısıyla ilan edilen ferman ,Tanzimat Fermanı ’nın genişletilmiş halidir.Bu fermanla azınlıklar,Müslüman halktan daha ayrıcalıklı hale geldiler.Demokratik hareket sayılmasının nedeni bütün Osmanlı halkının can,mal ve namusunun korunması ve kanun önünde eşit sayılmalarıdır.Ama bu fermanla azınlıklar,Müslüman halktan daha çok haklar elde ettiler.
MEŞRUTİYET
1876 yılında 2. Abdülhamit 1. Meşrutiyeti ilan etti. İlk anayasamız Kanun-i Esasi Mithat Paşa ve arkadaşları tarafından hazırlandı. Ancak 2. Abdülhamit 93 Harbi’ni (1877-78 Osm.-Rus Savaşı’nı) bahane ederek Meşrutiyete son verdi. 1908 yılında İttihat ve Terakki Partisinin çabalarıyla 2. Meşrutiyet ilan edildi.16 Mart 1920’de İstanbul’un işgali ile Osmanlı Meclisi Meclis-i Mebusan kapatıldı. Bunun üzerine 23 Nisan 1920’de Ankara’da TBMM açıldı. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi. TBMM ilk anayasası olan Teşkilat-ı Esasi’yi kabul etti. Medeni Kanun ile kadınlara birçok hak verildi. 1930’da kadınlarımız belediye seçimlerine katılma ve aday olma, 1934’te her türlü seçme ve seçilme hakkına kavuştu. 1945’te çok partili hayata geçildi. 1995’te seçmen yaşı 18’e indirildi.
Teşkilat-ı Esasiye’de yasama, yürütme, yargı TBMM’nin (Kuvvetler Birliği) elinde iken bugün yasama TBMM’nin, yürütme Cumhurbaşkanı ve hükümetin, yargı ise bağımsız mahkemelerin görevidir.(kuvvetler ayrılığı)
Türkiye’nin şu ana kadar 4 anayasası olmuştur.(1921, 1924, 1961, 1982)

# Tarihte ilk yazılı kanunları Sümer Kralı Urgakina yapmıştır. Babil Kralı Hammurabi’nin yaptığı kanunlar ise çok serttir.

YÖNETİM ŞEKİLLERİ

MONARŞİ:
• Tüm yetkilerin ve güçlerin tek kişide toplanmasıdır.
• Seçim dışı yöntemler kullanılır.
• Yetki, genellikle miras yoluyla (babadan oğula) geçer ve tek bir kişide toplanır.
• Bu kişinin emirleri tartışılmaksızın kabul edilir.
• Yasama, yürütme ve yargı yetkileri bu kişinin elindedir. Kimseye hesap vermez.

OLİGARŞİ:
• Belli bir sınıfın, grubun ya da küçük bir azınlığın egemenliği ve yönetimi altında tutulan yönetim şeklidir.
• Asiller meclisi vardır. Bu meclis krala yaptırım uygulayabilir.
• Meclisin kararlarına uymayan kral görevden alınabilir
• Kral yetkilerini bu meclisten alır.

TEOKRASİ:
• Bir ülkedeki siyasal yapılanma, devletin yönetim organları tüm siyasal ilişkilerin dinî kurallara göre düzenlenip yürütüldüğü yönetim biçimidir.

Tarihte Türk Kadın Hakları:
# İlk Türk devletlerinde Hatun Kurultay’a katılırdı.
# İslamiyet’ten önce tek eşlilik vardı. Evlenme ve boşanmada kadının da söz hakkı vardı.
# İslamiyet’in ilanından sonra İslamiyet’in yanlış yorumlanması ile kadın haklarının çoğunu kaybetmiştir.
# İlk kez 1913’te Türk kadını sanayide çalışmaya başlamıştır.
# Kurtuluş Savaşı’nda kadınlarımızın rolü büyük olmuştur.(Halide Edip, Şerife Bacı, Gördesli Makbule, Nakiye Hanım vb.)
# 1934’ten sonra 17 kadın millet vekili meclise girdi.
# Türkiye 1985’te “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ni” kabul etti.

CUMHURİYETİN NİTELİKLERİ

Anayasa
Anayasa temel kanundur. Yürürlükteki kanunlar anayasaya aykırı olamaz. Devletin temel yapısını, işleyiş biçimini, kişilerin hak ve özgürlüklerini be¬lirleyen devlet ile halk arasında yapılmış bir sözleşmedir. Anayasa’nın ilk 3 maddesi değiştirilemez.Bu maddeler şöyledir;
MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayı¬şı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir Hukuk Devleti’dir.
MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır.
Madde 4- Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
Madde 5- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti, ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmeği için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.
Madde 6- Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.
Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.
Demokratik Devlet
Demokrasi; egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olmasıdır.
Demokrasilerde belli dönemlerde yapılan seçimlerle halk temsilcilerini belirler. Böylece millet temsilcileri aracılığı ile kendi kendini yö¬netir.
Vatandaşlar kanunlara göre seçme ve se¬çilme hakkını kullanır. Herhangi bir baskı olma¬dan istediği siyasi partiye oyunu verir. Aynı zamanda istediği siyasi partiye üye olabilir ve partisi için çalışabilir.
Herkesin eşit oy hakkı vardır. Seçimlerde oylama gizli, oy sayı¬mı ise açık yapılır. Demokrasilerde, devleti yö¬netme yetkisi hiçbir zaman bir kişiye veya belirli bir zümreye bırakılamaz.
Demokrasilerde, kişiler özgürce düşünür ve düşündüğünü ifade eder.

Hukuk Devleti
Toplumun düzen içinde yaşamasını sağ¬layan kurallar bütününe hukuk denir. Devlet bü¬tün uygulamalarını bu kurallara göre yapar. Hu¬kuk devletinde herkes kanun önünde eşittir. Devlet bütün vatandaşlarına eşit yakınlıktadır.
Haksızlığa uğrayan herkes mahkemeler aracılığı ile hakkını arar. Hukuk devletinde hiç kimse hukuksuzca bir davranışta bulunamaz. Devlet bile kişi tarafından mahkemeye verilebi¬lir. Eğer devlet tarafından yapılan bir haksızlık varsa mahkemeler aracılığı ile giderilebilir.
Hukuk devletinde, mahkemeler bağımsız olmak zorundadır. Herhangi bir kimsenin veya bir kurumun etkisi altında olamaz. Çünkü mah¬kemeler adaletin dağıtıldığı yerdir. Eğer mah¬kemelerin bağımsızlığı sağlanmazsa adalet¬sizlikler ortaya çıkabilir. Dolayısı ile mahkeme¬lerde gücünü kanunlardan almaktadır.
Laik Devlet
Laiklik, devletin hukuk kurallarının akla, bilime ve toplumun ihtiyaçlarına dayalı olma¬sıdır. Laik devletlerde din ve devlet işleri bir bi¬rinden ayrılır, vatandaşlara inanç ve ibadet öz¬gürlüğü tanır.
Anayasamızın 24. maddesine göre, Türki¬ye’de herkes istediği dine inanmakta, istediği ibadeti yapmakta özgürdür. Hiç kimse inancın¬dan dolayı veya yapmış olduğu ibadetten dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Yine hiç kimse laik düzeni yıkmaya yönelik herhangi bir faaliyette bulunmaz.
Devlet hangi dine mensup olursa olsun vatandaşlarına karşı eşit uygulamalar yapma¬lıdır. Ve laik düzenin koruyucusu olmalıdır.

Sosyal Devlet
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en önemli özelliklerinden birisi de Sosyal Devlet anlayışı¬nın olmasıdır. Devlet, dil, din, mezhep, ırk, cin¬siyet farkı gözetmeksizin her vatandaşını eşit kabul eder ve herkese hizmet götürmeye çalı¬şır. Sosyal devlet anlayışında devlet halk için çalışır ve halk için vardır.
Devlet; eğitim-öğretim hizmetini, sağlık hizmetini, yol hizmetini, su hizmetini, elektrik hizmetini, iletişim hizmetini ve din hizmetini va¬tandaşlarına ulaştırmak zorundadır. Bütün bu hizmetleri yaparken bölge ayrımı yapmama¬lıdır. Ülkenin doğusuna, batısına, güneyine ve kuzeyine veya ilinden en küçük köyüne kadar aynı hizmetleri götürmelidir.
Atatürk Milliyetçiliği
Cumhuriyetçilik devletin kurucu ilkesidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türk milleti tara¬fından kurulmuştur. Millet; aynı toprak parçası üzerinde yaşayan, aynı dili konuşan, aynı geç¬mişe sahip olan ve gelecekte de birlikte yaşa¬ma isteğinde olan insan topluluğudur. Milliyet¬çilik ise mensubu olduğu milleti yararına ki¬şinin yapmış olduğu her türlü fedakârlıktır. Ge¬reksiz yanan bir lambayı kapatmak, gereksiz açık olan musluğu kapatmak en güzel milliyet¬çilik örneklerindendir.
Atatürk milliyetçiliği birleştiricidir. Türkiye sınırı içerisinde yaşayan bütün vatandaşları aynı samimi duygularla kucaklar. Irkçı milliyetçilik anlayışı değil kültür milliyetçiliği anlayışı vardır. Nitekim Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm di¬yene” sözü bu durumu açıklayan en güzel ör-nektir. Kendini Türk hisseden herkes Türk mil¬letinin bir ferdidir.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN YÖNETİM YAPISI

YÖNETİMİN ÖZÜ
Devlet, toplum yararına çalışan, toplum içerisinde ilişkileri düzenleyen, toplumun uyacağı kuralları koyan ve halkını iç ve dış tehditlere karşı koruyan düzene denir . Anayasamıza göre egemenliğin sahibi Türk milletidir. Millet, egemenlik hakkını Anaya¬sanın koyduğu esaslara göre yasama, yürütme ve yargı organları eliyle kullanır.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinde, yasama TBMM, yürütme hükümet, yargı ise bağımsız mahkemeler tarafından yapılır. Bu faaliyetlerin ayrı ayrı organlar tarafından yerine getirilmesine “Güçler Ayrılığı İlkesi” denir.
YASAMA
Millet, kendi hâkimiyetine dayanarak ka¬nun yapma yetkisini kabul ettiği bir organa verir. Anayasamıza göre, yasama organı TBMM’dir. Bu yetki devredilemez. TBMM genel oyla se¬çilen 550 milletvekilinden oluşur.
TBMM’nin Görevleri
• Kanun koymak, değiştirmek ve kaldır¬mak.
• Bakanları denetlemek,
• Para basılmasına karar vermek,
• Cumhurbaşkanını seçmek,
• Savaş ilanına karar vermek,
• Uluslararası antlaşmaları onaylamak.
• Bütçe ve kesin hesap tasarılarını görüş¬mek ve kabul etmek,
• Genel ve özel af ilanına karar vermek
• TBMM, seçimlerin yenilenmesine karar vermek.

Türkiye Büyük Millet Meclisi ,hükümetin yaptığı işleri meclis araştırması, meclis soruş¬turması ve gensoru yollarıyla denetler. Yapılan işlerde yetkiyi kötüye kullanma ya da yasalara ay¬kırı bir durum bulunduğunda meclis, hükümeti “güvenoyu vermemek” yoluyla düşürebilir

YÜRÜTME
Yürütme kanunları uygulama yetkisidir. Bu yetki ülkemizde anayasaya uygun olarak Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna verilmiştir.
Cumhurbaşkanı
Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Bu sıfat¬la Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliği¬ni temsil eder. Anayasanın uygulanmasını, devlet kurumlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gö¬zetir.
Bazı Görevleri
1. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni gerektiğin¬de toplantıya çağırmak,
2. Yasaları yayımlamak,
3. Yasaları yeniden görüşülmek üzere Tür¬kiye Büyük Millet Meclisi’ne geri göndermek (Ve¬to yetkisi),
4. Anayasa değişikliklerine ilişkin yasaları gerekli gördüğü takdirde halkoyuna sunmak,
5. Yasaların, anayasaya biçim ya da esas yönünden aykırı oldukları gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açmak,
6. Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,
7. Başbakanı atamak ve istifasını kabul et¬mek,
8. Türkiye Cumhuriyeti’ne gönderilecek ya¬bancı devlet temsilcilerini kabul etmek,
9. Uluslararası anlaşmaları onaylamak ve yayımlamak,
10. Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Başkomutanlığını temsil et-mek,
11. Millî Güvenlik Kurulunu toplantıya çağır¬mak,
12. Üniversite rektörlerini seçmektir.
Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması durumunda da yenisi seçilinceye kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, cumhurbaşkanlığı¬na vekillik eder ve cumhurbaşkanına ilişkin yetki¬leri kullanır.
CUMHURBAŞKANLARIMIZ
1. Mustafa Kemal Atatürk
2 İsmet İnönü
3. Celal Bayar
4. Cemal Gürsel
5. Cevdet Sunay
6. Fahri Korutürk
7 Kenan Evren
8 Turgut Özal
9. Süleyman Demirel
10. Ahmet Necdet Sezer
11. Abdullah Gül

Bakanlar Kurulu
Bakanlar Kurulunun diğer adı hükümettir. Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakanlardan olu¬şur. Başbakan TBMM üyeleri arasından cumhur¬başkanı tarafından atanır. Bakanlar başbakan tarafından belirlenir ve atamaları cum¬hurbaşkanının onayına sunulur. Bakan atamasın¬da meclis dışından bir kişi de seçilebilir.
Hükümet, vatandaşların temel hak ve öz-gürlüklerini kullanabilmesi için yasaların işlemesi¬ni sağlar.
Bakanlar Kurulunun Bazı Görevleri
• Vatandaşa iş olanağı sağlamak (fabri¬kalar kurmak)
• Vatandaşın güvenliğini sağlamak.
•Yurdu iç ve dış tehditlere karşı koruyarak vatan bütünlüğünü korumak.
• Vatandaşlarına hizmet götürmek( yollar, köprüler, barajlar vs. yapmak)
• Tarım ve hayvancılığı geliştirmek.
Başbakanın Bazı Görevleri
• Hükümeti kurmak.
• Bakanlar arası işbirliği sağlamak.
• Hükümet politikasını takip etmek.
• Cumhurbaşkanın katılmadığı zamanlarda Milli Güvenlik Kuruluna başkanlık etmek.
• Hükümet programının hazırlanmasını sağlamak

YARGI GÖREVİ
Yargı yetkisi bağımsız mahkemelere ve¬rilmiştir. Yargı organları kişiler arasında veya yö¬netenlerle yönetilenler arasında çıkan uyuşmaz¬lıkları yasalara uygun olarak çözümler.
Devletin yargı görevini yürüten mahke¬melerin tam bağımsız olmaları gerekmektedir.
Anayasamıza göre yargı kararları da de-netlenebilmektedir. Bu nedenle yargıyı sağlayan organlar;

1. Normal Mahkemeler,
2. Yüksek Mahkemeler olarak ayrılır.
** Anayasamıza göre, vatandaşlar mahke¬me kararlarına karşı bir üst mahkemeye başvura¬bilir. Sonuç, ilgili mahkemeye ve vatandaşa bildi¬rilir. Böylece, uyuşmazlıklar adil bir şekilde çözü¬me kavuşturulmuş olur.
Anayasamızda belirtilen yüksek mahke¬meler şunlardır:
• Anayasa Mahkemesi
• Yargıtay
• Danıştay
• Askerî Yargıtay
• Askerî Yüksek İdare Mahkemesi
• Uyuşmazlık Mahkemeleri.
Ayrıca insan hakları çiğnenmiş vatandaşlar bütün iç hukuk yollarını denedikten sonra, hak ihlalleri ortadan kalkmazsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kişisel olarak başvurup haklarını arayabilir¬ler.

KANUN:
Bir Yasa TBMM’den Nasıl Çıkar?(Kanun Nasıl Yapılır ?)

Hukuk, devletçe konulan ve toplum haya¬tını düzenleyen kurallar bütünüdür. Hukuk devle¬ti ise yönetimde hukuk kurallarının üstün tutuldu¬ğu herkese eşit haklar verilen devleti ifade eder.
Hukuk devletinde kurumlar yetkilerini hu¬kuk kurallarından alır. Bu nedenle hukuk kuralla¬rının milleti temsil eden milletvekilleri tarafından halkın yararı gözetilerek eşitlik ilkesiyle çıkarılma¬sı gerekir.
Devletin ve toplumun devamını sağlayan hukuk kuralları, herkes tarafından benimsenmesi ve geçerli olması amacıyla birçok kuruluş tarafın¬dan denetlenebilir ve düzenlenebilir.
Yasalar toplumun ihtiyaçları doğrultusun¬da hazırlanır. İlgili komisyonlarda incelenir ve anayasaya olan uygunluğu tespit edilir. Üzerinde gerekli incelemeler yapılan yasa TBMM Genel Kuruluna sunulur. Milletvekillerinin oy çokluğu ile kabul edi¬len yasa daha sonra cumhurbaşkanının onayına sunulur. Kabul edilirse resmî gazetede yayınlana¬rak yürürlüğe girer. Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmez ise tekrar TBMM’ye gönderilir (Ve¬to yetkisi).
Cumhurbaşkanı veto yetkisine rağmen ikinci defada kanunu onaylamak zorunda kalırsa kanunun iptali için Anayasa Mahkemesine başvu¬rabilir.

“7.sınıf Yaşayan Demokrasi” için 51 cevap

  1. gvdsae21 diyor ki:

    rwsbgbb fzbxc fwefwefewrd

Bir Cevap Yazın