ZAMAN İÇİNDE BİLİM

Mayıs 6, 2009 | Veli Kuzu

4.ÜNİTE:ZAMAN İÇİNDE BİLİM
KAZANIMLAR:
1. İlk uygarlıkların bilimsel ve teknolojik gelişmelere katkılarına örnek verir.
2. Yazının kulanım alanları ve bilgi aktarımındaki önemi
3. Türk-İslam bilim adamlarının bilimsel gelişim sürecine katkıları.
4. Rönesans ve Reformla başlayan gelişmelerin günümüze etkisi.
5. Tarihsel süreçte düşünceyi ifade etme ve bilim özgürlüklerini bilimsel gelişmelerle ilişkilendirir.
BİLİNMESİ GERKEN KAVRAMLAR:
-Çağ -Keşif -Milat –Uygarlık – Buluş -Bilim

Yeni Buluşlar= (Tekerlek,barut,mum,mürekkep,cam,yazı)
Kâğıt, Barut, Pusula ve Matbaa Talas Savaşı (751) ile Müslümanlara, Haçlı Seferleri ile de Avrupa ya geçti.

BULUŞLARIN SERÜVENİ
İnsanların, avladıkları hayvanları kesip parçalamak, kemikleri kırmak için çakılları ve taşları kullandıkları zamandan beri bu aletlerde sürekli devam edecek bir gelişme, teknolojik gelişmeler başlan bulunuyordu.
CAM: Camın hammaddesi kumdur. Kumun yapısında bulunan silisyum dioksit, yüksek sıcaklıkta erir. Camın dayanıklı olmasını sağlamak, yumuşaklığı¬nı artırmak ve renk katmak için çeşitli maddeler katılır.
Evlerde kullandığımız cam eşyaları¬nın dışında yeni yapılan iş merkezlerinin birçoğunun dış yüzeyleri de cam bloklarla kaplanmaya başlanmıştır. Camın hafif olması ve aydınlığı sağlaması ya¬nında estetik olması da kullanım alanını genişletmiştir.
Mezopotamya’da bulunan ilk cam örneklerinin tarihi MÖ 3. yüzyıla dayanır. MÖ 1000 yıllarında Mısırlılar cam elde etmeyi başardılar. Suriyeli cam ustaları “Cam Üfleme Tekniği’ni kullandılar.
Türklerde cam sanatı Selçuklularla beraber başladı ve İstanbul’un alınışından sonra Osmanlı döneminde gelişti. İstanbul ve çevresinde 14. yüzyılın başlarında “Çeşm-i Bülbül” adı verilen bir cam çeşidi yapılmaya başlandı. Türkiye’de ilk cam fabrikası 1934 yılında Paşabahçe’de kuruldu.
Çeşm-i Bülbül: Anadolu atölyelerinin çıkardığı bir üründür. Bu teknik, modern cam endüstrisinin ilerlemiş yöntemlerinin bile geleneksel ustaların çalışmalarını geçemediği bir tekniktir.
MÜREKKEP: Günümüzden yaklaşık yedi bin yıl önce Mezopotamya’nın verimli toprak¬larında tarımın gelişmesiyle yazılı kayıtlar tut¬ma zorunluluğu ortaya çıktı. Babiller ve Mısır¬lıların başlangıçta kullandıkları yazma aracı basit çakmak taşı iken, bunun yerini ucu yon¬tulmuş çubuk aldı. MÖ 1300′e doğru Çinliler ve Mısırlılar kandillerde aydınlatmadan olu¬şan isi su ve bitki zamklarıyla karıştırarak ha¬zırlanan mürekkebi buldular.
İlk çağlarda kullanılan mürekkep, parşömen üzerine yazmak için deriye iyice sinen ve silinmesi ko¬lay olmayan, özel dayanıklı bir mürekkepti. Bu mürekkep, bugünde birçok mürekkeplerin yapıldığı gibi mazı soyundan (mürekkep kozası) demir sülfattan ve reçineden (ya da Arap zamkından) yapılırdı.
Eski mürekkebin önemli bir özelliği, yazının renginin yazarken çok soluk olması ve daha sonra kendi kendine kararmasıydı. Günümüzde kullanılan mürekkep de ise içine boya katılmasından dolayı böyle bir durum yaşanmıyor dolayısıyla yazan kişinin de okuyan kişi kadar iyi görebilmesini sağlıyor.

TEKERLEK: Tekerlek bütün çağların en önemli mekanik icadıdır. Makinelerin çoğunda, saatlerde, yel değirmenlerinde, buhar makinelerinde ayrıca otomobil, bisiklet gibi taşıtlarda tekerlek ve tekerlek ilkesine dayanan dişli ve çarklar vardır.
Kesile ağaç kütüklerinin yuvarlanmasının görülmesi tekerleğin atası sayılır. En eski tekerlek yaklaşık 5000 yıl önce Mezopotamya’da yapılmıştır. Çömlekçilerin toprağı şekillendirmede yardımca bir araç olarak kullandıkları tekerleğin arabalara takılması ulaşımda köklü bir dönüşüme neden oldu. İlk tekerlek kalın kalasların, yan yana getirilip tutturulduktan sonra yuvarlak biçimde kesilmesiyle elde edilen disklerdi. MÖ 200 yılında parmaklı (ispitli) tekerlek icat edildi. Parmaklıkları deri ya da metal şeritle sağlamlaştırıldı. Böylece ilk lastikler ortaya çıktı. Zamanla sabit bir dingilin çevresinde dönen tekerlekler yapıldı.

MUM: Günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce ortaya çıktı. Mum çevresi balmumuyla ya da don yağıyla sarılmış bir fitilden oluşur, yakılan fitilin alevi balmumunun ya da don yağının bir bölümünü eritir; böylece fitil sürekli yanarak ışık saçar. Bu bakımdan mum, kullanılması daha kolay bir yağ lambasıdır.
Yağ lambaları ve mumlar gazyağıyla aydınlatmanın yaygınlaştığı 19. yüzyıla kadar başlıca yapay ışık kaynakları olmayı sürdürdüler.

BARUT: Çinliler tarafından bulunmuştur. Daha sonra Türkler vasıtasıyla Çinlilerden Müslüman Araplara geçmiştir. Haçlı Seferleri sırasında Avrupalılar barut yapmayı Müslümanlardan öğrendiler Barut sayesinde top, tüfek gibi ateşli silahlar yapıldı.
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul surlarını yıkabilecek toplar yaptırması, Avrupa krallarının işine yaradı. Krallar büyük toplar sayesinde söz geçiremedikleri derebeylerin şatolarını yıktılar, böylece Avrupa’da derebeylerin egemenliklerine son veren krallar siyasi güçlerini artırdılar.
Ateşli silahlarda kullanılan barut yol yapımında, maden çıkarılmasında da kullanılmaktadır.
SÖZ UÇAR YAZI KALIR
Günümüzden yirmi bin yıl önce mağara duvarlarına çizilen hayvan resimleriyle başlayan insanın iz bırakma tutkusu, altı bin yıllık bir geçmişi olan yazının ortaya çıkarılmasında atılan ilk adımlardır.
Tarih, insanın yazıyı bulmasıyla başladı. Konuşurken çıkarılan seslere bir takım işaretler karşılık olabilirdi.
İlk yazı nesneleri gösteren resimler şeklindeydi. Konuşma dilini yazı diline çevirmeyi başaran Sümerler düşünceyi ve tarihi gelecek kuşaklara bırakma yöntemini bulmuş oldular. Sümerlerin kil tablet üzerine yazdıkları harflerin biçimi çiviye benze¬diği için bu yazıya çivi yazısı adı verildi. Çivi yazısını Babil ve Hitit gibi uygarlıklarda kullanmışlardır.
Eski Mısırlıların kullandığı resimli yazıya “hiyeroglif” denir. Bu yazıda harfler resimlerle ifade edilir. Hiyeroglif yazılar yalnızca duvara ve anıtlara yazılırdı.
Güney Amerika uygarlığı olan İnkalar “Khipu” adı verilen düğümlerden oluşan ip demetlerinden yararlanıyorlardı. “Khipu”lar sayısal kayıtları tutmak için kullanılmakta her ip farklı renkte ve farklı düğüm şeklindeydi.
Fenikeliler yazıyı çeşitli harflerle anlatarak ilk alfabeyi icad ettiler. Bu alfabe Yunanlılar ve Romalılar tarafından da geliştirilerek Latin Alfabesi oluşturulmuştur.
Gutenberg ise yazıyı daha seri bir şekilde kopyalayan bir matbaa geliştirmiştir. (1457)

Osmanlı Devleti’nde Kâğıt ve Matbaa
Dünya’da bilinen ilk matbaa Budizm’in Japonya’da yayılması için Çinliler tarafından kul¬lanılmıştır.
Asya’da yer alan Uygurların da matbaacı¬lık faaliyetine başlamalarında komşuları olan Çin etkili olmuştur.
Matbaanın başlangıcının tam olarak bilin¬memesine rağmen modern matbaayı 15. yüzyılın ortalarında Alman matbaacı Johanne Gutenberg yapmıştır.
Matbaanın Osmanlı Devleti’nde kullanılma¬sı 18. yüzyılda gerçekleşmiştir. Ancak Osmanlı Dev¬leti’nde yaşayan Musevi ve Ermeni azınlıklar matba¬ayı kullanarak kendi dillerinde kitaplar basmışlardır.
1727′de ilk Türk matbaası kurulana kadar Türkçe kitap basılmamıştır.
Osmanlı Devleti, Lale Devri’nde Batı’nın ilerleyişini takip etmek için Avrupa ülkelerine elçi¬likler açmış ve konsoloslar atamıştır. Bunlardan biri olan ve Fransa’ya elçi olarak atanan 28 Meh¬met Çelebi’den, Fransa’nın uygarlık, eğitim, as¬kerî alandaki gelişmeleri takip ederek rapor etme-si istenmiştir. 28 Mehmet Çelebi’nin oğlu olan Said Mehmet Efendi, gelişmenin eğitimden kay¬naklandığına ve bunun için matbaanın gerekli ol¬duğuna inanmıştır.
Osmanlı Devleti’nde Türk matbaacılığının ortaya çıkmasında önemli şahsiyetlerden biri İbrahim Müteferrika’dır. İbrahim Müteferrika önemli bir diplomat olmasına rağmen özellikle yayımcı kişiliği ile ta¬nınmıştır. 1719 yılından itibaren matbaacılıkla il¬gilenen İbrahim Müteferrika, 1726 yılında Matba¬anın Gerekleri adlı bir dilekçeyle dönemin sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ile şeyhülis¬lama başvurdu. Ancak sadece din dışı kitapların basımı için izin alabildi. 1727 yılında da Sait Efen¬di ile birlikte ilk Osmanlı matbaasını kurdu.

Matbaanın Osmanlı Devleti’ne geç gel¬mesinin nedenleri;
1. Dinî tutuculuk, 2. Teknik nedenler,3. Toplumun hazır olmaması,4. Hattatlık mesleğinin yaygın ve geleneksel bir uğraş olarak etkin olmasıdır.

İLK ÇAĞDA YETİŞEN BİLİM ADAMLARI VE BİLİMSEL ÇALIŞMALARI
Anadolu’da yetişen bilim adamlarına baktığı¬mız zaman;
-Teodorus, kilit ve anahtarı bulmuştur.
- Hipokrat, tıbbın temellerini atmıştır.
- Heredot, tarihin babası sayılmaktadır.
- Demokritus, atom sözcüğünü günümüz an-lamda ilk kez kullanmıştır.
-Anaksogaros, ilk astronom olarak kabul edil¬mektedir.
Yunanistan’da yetişen bilim adamları;
- Homeros, Yunanistan’ın gelenek ve görenek¬lerini, inançlarını ele aldığı “İlyada ve Odysseia” destanlarını yazmıştır.
- Hesiados, Yunanistan’da ünlü bir şair olup, “Tanrıların Doğuşu, İşler ve Günler” adlı eser-leriyle önemli bir kişiliktir.
Hellenik dönemde yetişen bazı bilim adamları Pisagor, Platon, Ödoksos, Aristo, Zenon, Arşimet’tir.
- Pisagor, bugün “Pisagor teoremi” olarak bildi¬ğimiz “Bir dik üçgenin dik kenarlarının karele-rinin toplamı, hipotenüsün karesine eşittir” ifa-desini ortaya koymuştur.
- Arşimet, suyun kaldırma kuvvetini bulmuştur. Bu buluş günümüzdeki gemilerin yapılmasına temel teşkil etmiştir.
Roma döneminde yetişen bilim adamları, Menelaus, Batlamyus, Dioscorides, Galen, Diafantos’tur.
- Menelaus, günümüzde “Menelaus teoremi” olarak bilinen düzlem ve küresel üçgenlere dair teoremi ortaya koymuştur.
- Batlamyus, astronominin sentezini yapmış, geometrik bir sistem kurmuştur. Yerin küresel olduğunu ve evrenin merkezinde ve hareket¬siz olduğunu savunur. Batlamyus’un “Coğraf¬ya” adlı eseri ünlüdür.
ORTA CAĞDA BİLİM
Orta Çağ İslam Dünyasında Bilimsel Faaliyetler
İslam kültürü ve bilimsel faaliyetler, farklı kültürlerin etkisiyle şekillenmiştir. Harezmi, Biruni gibi bilim adamları Hindistan, İran ve Bizans gibi kültürlerden etkilenmiştir.
İslam dünyasında, devlet adamlarının bi¬limsel faaliyetleri desteklemesi sonucu bilimse gelişmeler sağlanmıştır. İslam topraklarında bilim evleri ve gözlem evleri görülmektedir. Bu; dönemde astronomi, matematik, fizik, kimya, biyoloji, coğrafya, tıp, teknik ve tarih alanların¬da önemli bilimsel çalışmalar görülmektedir.
İslam kültürü, sınırların genişlemesi ile birlikte geniş alanlara yayılmıştır. Müslümanla¬rın Avrupa’ya geçmesi ile İslam kültürü Avru¬pa’ya yayılmıştır. İbn-i Sina, Biruni, Farabi, Harezmî gibi bilim adamlarının eserleri, Latinceye çevrilmiştir. Avrupalılar, İslam devletlerinde medreseleri örnek alarak, üniversiteler kurmuşlardır.
Orta Çağ Avrupa’sında özgür düşünce or¬tamı ve bilimsel çalışmalar yokken, İslam dün¬yası aydınlanma çağını yaşıyordu. Bilimsel ça¬lışmalar en üst seviyedeydi.

TÜRK İSLAM DEVLETLERİNDE BİLİM VE BİLİM ADAMLARI
Matematik alanında
Harezmî, Abdülhamit İbn Türk, Ömer Hayyam, Nasirüddin-i Tusi gibi bilim adamlarının çalışmaları görülür.
Nasiruddin-i Tusi, “Kesenler Teoremi” adlı eseriyle Trigono¬metrik çalışmalara yer vermiştir. Kenar açı bağıntısını bulmuştur.
Ömer Hayyam, cebir konusunda üçüncü derece denklemlerin çözümüne katkıda bulunmuştur. Celali takvim adıyla bilinen tak¬vimi hazırlamıştır.
Tıp alanında
Zehravi, İbn-i Rüşd, İbn-i Sina, İbn-i Nefis gibi bilim adamlarının çalışmaları görülür.
İbn-i Sina, tıp alanının yanında felsefe, astronomi, matematik, fizik, kimya gibi alanlarda da ça¬lışmalar yapmıştır. “Kanun” adlı eserinde hekimlik, ilaçlar, cerrahi yöntemler hakkında bilgi verir Onun bu eseri Avrupa’da ders kitabı olarak okutulmakta¬dır.
Zehravi, cerrahi alanında önem¬li bir yere sahiptir. “El-Tasrif adlı eseri, Avrupa’da Latinceye çev¬rilerek Oxford Üniversitesinde okutulmuştur.
Astronomi alanında
Fergani, Beyruni, Bitruci, Uluğ Bey, Battani gibi bilim adamlarının çalışmaları görülür.
Uluğ Bey, Semerkant’ta med¬rese ve gözlemevi, bilimsel ça¬lışmaların gelişmesinde etkili ol¬muştur. Bu medrese ve gözlem¬evinde Ali Kuşçu ve Kadızâde-i Rumi gibi devrin önemli bilim adamları çalışma¬lar yapmıştır. “Uluğ Bey Zici” adlı eseri astronomi konusunda önemli bilgiler vermektedir.
Biruni, “Mesud’un Kanunu” adlı eserinde önemli astronomik bil¬giler vermiştir.
Fizik alanında
Farabi, İbn-i Sina ve İbn’ül Heysem gibi bi¬lim adamlarının çalışmaları görülür.
Farabi, “Boşluk Üzerine” adlı yazmış olduğu eserinde doğa¬da boşluğu kabul etmez. Aristo fiziğinin yetersiz olduğunu orta¬ya koymuştur. İslam devletlerindeki bilimsel gelişmeler, Selçuklular zamanında devam etmiştir. Türk-İslam devletlerinde bilgin, filozof ve sanatkârlar yetişmiştir. Bu dönemde Bağdat’ta kurulan Ni¬zamiye Medreseleri, bilim ve kültür hayatının canlanmasında etkili olmuştur.
ORTA ÇAĞ VE YENİÇAĞ AVRUPASINDA BİLİM
Kavimler göçü ile birlikte Avrupa’da Hıristiyanlık geniş alanlara yayılmıştır. Bu dönemde ortaya çıkan kiliseler ekonomik, siyasi ve dini güçleri ellerinde toplamışlardır. Bilimsel ve akıl¬cı düşünceyi reddederek kişisel düşünceyi ya¬saklamışlardır. Kutsal kitapları olan İncil’i kendi çıkarları doğrultusunda yorumlayarak halkı yanlış bilgilendirmişlerdir.
İskenderiye Kütüphanesi’ni yakmış, çe¬şitli bilim adamlarını idam ettirmişlerdir. Aforoz (dinden atma) Endülüjans (Günahların atfedile¬bileceği belge) gibi yetkileri kullanarak siyasi bir güç sağlamışlardır.
Yeni Çağdaki bilimsel çalışmalarda et¬kili olan gelişmeler:
Orta Çağın sonlarına doğru, insan ve do¬ğa sevgisinin ön plana çıkması ile birlikte eski Yunan ve Helen uygarlıklarının incelenmesi so¬nucu bilimsel çalışmalar başlamıştır.
Yeni Çağ Avrupa’sında bilimin ortaya çık¬ması ve gelişmesinde etkili olan barut, pusula, kâğıt ve matbaa Haçlı Seferleri ile birlikte Avru¬pa’ya geçmiştir.
Barut
Barutun ateşli silahlarda kullanılmasıyla birlikte Orta Çağ Avrupa’sındaki Feodalite (De¬rebeylik) sistemi zayıflarken, merkezi krallıklar güç kazanmıştır. Bu durum Avrupa’nın siyasi yapısını değiştirmiştir.
Kâğıt
Kâğıt, uygarlaşma yolunda icat edilmiş en önemli buluşlardan biridir. İlk olarak Mısırlılar “papirüs” adını verdikleri bitkilerin üzerine yazı¬lar yazmışlardır. Mezopotamyalılar kil tabletle¬re, Çinliler ipekli kumaş üzerlerine yazmışlar¬dır.
Çinliler bu kumaşların çok pahalı olmasın¬dan dolayı, arayış içerisine girerek kâğıdı icat etmişlerdir.
Kâğıdın kullanılması ile birlikte Avrupa’da ve dünyada kültür aktarımı sağlanmıştır. Avru¬pa’da bilimsel çalışmaların yapıldığı “Aydınlan¬ma Dönemi” başlamıştır.
Matbaa
İlk olarak Çin’de kullanı¬lan matbaa, Uygur Türkleri ta¬rafından geliştirilmiştir. Günü¬müz modern anlamdaki matbaayı Jan Gutenberg ortaya koymuştur.
Matbaa sayesinde yazıl¬mış olan eserler çoğaltılarak geniş kitlelere hitap etmiştir. Matbaa uluslararası kültürel etkileşimin yaşanmasında önemli bir yere sahiptir.
Pusula
Pusula, insanların yön bulma aracıdır. İlk olarak Çin’-de görülen bu icat, mıknatıslı taşlardan yapılmıştı. Kristof Kolomb, pusulanın sapma açısını hesaplamış ve günümüz mo¬dem pusulasının yapılmasında etkili olmuştur.
İnsanlar pusula ile birlikte denizlere ra¬hatlıkla açılabilme imkanı bulmuşlardır. Bu da Coğrafi Keşifler’e neden olmuştur. Coğrafi Ke¬şiflerle birlikte insanlar yeni yerler keşfetmiştir. Dünya’nın yuvarlak olduğu anlaşılmıştır.
Coğrafi Keşiflerle birlikte Avrupa’da eko¬nomik refah artmıştır.
OSMANLILARDA BİLİM

-Ali Kuşçu, 15.yy’da yaşamış ve matematik, astronomi alanlarında çalışmalar yapmıştır. Osmanlı Devleti’ne hizmet etmeye başladığın¬da, İstanbul’un coğrafi koordinatlarını belirle¬miş ve güneş saatleri yapmıştır. “Fethiye” ve “Muhammediye” adı verilen astronomi ve ma¬tematik kitapları vardır.
- Takiyuddin, matematik alanında önemli ça¬lışmalar yapmıştır. İkinci derece denklemlerin çözümünü yapmıştır. “Işığın Niteliği ve Görme¬nin Oluşumu” adlı eseri önemlidir.
- Piri Reis, dünya haritası ile “Denizcilik Kitabı” adlı eseri ortaya koymuştur Denizcilik Kitabın-j da, Akdeniz, Çin Deniz’i, Hint okyanusu ve Kızıl Deniz’le ilgili önemli bilgiler vermiştir. Böylece denizciler bu kitaptan yararlanmışlardır.
- Katip Çelebi, coğrafi bilgiler içeren “Cihan-numa” adlı eseri ile ünlüdür. Dünyadaki birçok bölgenin iklimi, coğrafi yapısı, idari ve siyasi yönleri hakkında bilgi verir.

DEĞİŞİM-GELİŞİM

***COĞRAFİ KEŞİFLER***
SEBEPLER=
1.Pusulanın geliştirilmesi
2.Gemicilik sanatının ilerlemesi
3.Coğrafya bilgisinin ilerlemesi
4.Yalanlara inanmayan cesur gemicilerin yetişmesi
5.Doğu ülkelerinin zenginliği (İpek ve Baharat Yolları)
6.Türklerin İpek ve Baharat yollarına hâkim olması
7.Avrupalıların Hıristiyanlığı yaymak istemeleri

Amerika nın Keşfi
Kristof Kolomb Amerika kıtasını buldu ancak buranın Hindistan olduğunu sandı. 1507 yılında Ameriko Vespuçi buranın yeni bir kıta olduğunu anladı.

Hindistan Yolu=1487 de Bartelmi Diyaz Ümit Burnuna kadar gitti.1498 de Vasko dö Gama Hindistan a varmayı başardı.

Dünya nın Dolaşılması(1519-1522)=
Macellan Dünya nın yuvarlak olduğunu kanıtlamak için yola çıktı. Filipinler de öldürüldü. Del Kano yolculuğu devam ettirdi.
SONUÇLAR=
1.Yeni yollar ve ülkeler bulundu.
2.Sömürgecilik başladı.
3.Atlas Okyanusu kıyısındaki limanlar önem kazanırken Akdeniz limanları önemini kaybetti.
4.Yeni yolların bulunması Osm. devletini olumsuz etkiledi.
5.Ticaret alanı genişledi.
6.Bol miktarda değerli maden Avrupa ya taşındı.
7.Burjuva sınıfı güçlendi.
8.Avrupa dan Amerika ya göçler başladı.
9.Avrupa ya yeni bitkiler getirildi.(kakao, tütün vb.)
10.Baharat yolu üzerindeki halk yoksullaştı.
11.Zengin burjuva sınıfı bilim ve sınıf adamlarını destekleyerek Rönesans ve Reformun doğuşunu kolaylaştırmışlardır.
12.Dini inançlar temelinden sarsıldı. Ahiret korkusu yerini dünya nimetlerinden yararlanma arzusuna bıraktı.
13.Maya, Aztek ve inka uygarlıkları yok edildi.

***RÖNESANS***(YENİDEN DOĞUŞ)
15. yüzyılın sonları ile 16.yüzyılın başlarında bilimde, sanatta ve edebiyatta görülen gelişmelerdir.
SEBEPLER=
1.Matbaanın icadı.
2.Hümanizma hareketinin etkisi.
3.Orta çağ güzel sanatlarının 15 ve 16. yüzyıllarda olgunlaşması.
4.Yazar, şair ve sanatkarları koruyan mesenlerin bulunması.
5.İstanbul”un fethi ile bazı bilim adamlarının İtalya”ya gitmesi.
6.İslam medeniyetinin etkisi.
7.Coğrafi keşiflerin etkisi.

Rönesans”ın İtalya”da Başlama Sebepleri
1.İtalya”nın Akdeniz in ortasında olması
2.İtalya nın Hıristiyanlığın merkezinde olması (Papa)
3.İtalyan devletlerinin ticaretle uğraşması
4.İtalya da siyasi birliğin olmaması (özgür düşünce)
5.İtalya Roma ve Yunan uygarlıklarının izlerin bulunması

#İtalya da Rönesans eski uygarlıkların incelenmesi ile başladı.
#Fransa da Rönesans krallarının desteği ile başladı.
#Almanya da “ din alanında başladı.
#İngiltere de “ hümanizma alanında gelişti.
SONUÇLAR=
1.Skolâstik düşünce yıkılmış, yerini pozitif düşünceye bırakmıştı.
2.Bilimde deney ve gözleme yer verilmeye başlandı.
3.Reform hareketleri başladı ve gelişti.
4.Rönesans mimarisi oluştu.
5.Ulusal diller gelişti.
***REFORM***
16.y.y.başlarında (önce Almanya da ) Katolik mezhebinde yapılan değişiklikledir.
SEBEPLER=
1.Katolik mezhebinin bozulması (Din adamlarının zengin, halkın yoksul olması.)
2.Reformcu filozofların kilisenin yanlış uygulamalarını eleştirmeleri.
3.Matbaa ile incilin diğer dillere çevrilmesi.
4.Rönesans ın etkisi ile skolâstik düşünenin yıkılması.
#Bozulan Katolik kilisesi ne ilk tepkiyi gösterenler yine bazı din adamları oldular. Bunlara göre din adamları yalnızca dinle uğraşmalı, din siyasetten uzaklaştırılmalı idi.
Reformun öncüsü Martin Luther dir.

SONUÇLAR=
1.Avrupa da mezhep birliği bozulmuş, yeni mezhepler ortaya çıkmıştır.(Protestan, Kalvenizm vs.)
2.Katolik kilisesi kendini yenilemeye çalıştı.
3.Yeni mezheplerin kurulduğu ülkelerde kilisenin malları yamalandı.
4.Kilisenin ve Papa nın dini otoritesi azaldı.
5.Eğitim kurumları kilisenin elinden alınarak eğitimde ilk kez laik sisteme geçildi.
6.Avrupa da din yüzünden savaşlar çıktı.
7.Reform sonucunda Avrupa da dini ve siyasi birliğin bozulması ile Osmanlılar Balkanlarda rahatça ilerlediler.
8.Din ve devlet işleri birbirinden ayrıldı.(laiklik)
#Osmanlılar Avrupa daki bölünmeyi hızlandırmak için Protestanları desteklediler.
#1555 Ogsburg (Ausburg) Ant. ile Protestanlık, 1598 Nant Fermanı ile Kalvenizm kabul edildi.
Aydınlanma Çağı=
17. ve 18. y.y. her konuda akla öncülük tanıyan bir düşünce sistemidir. Bu sistemin etkisiyle bilim ve felsefede gelişmeler oldu. Aydınlanma Çağında aklın kullanılmasıyla doğru bilgiye ulaşılması savunuldu. Bunun sonucunda deney ve gözlem önem kazandı. Newton (Fizik-Matematik-Yer çekimi) Copernic(Güneş sistemi) Galile (Dünyanın yuvarlak olduğu) Descartes (Analitik Geometri), S.S.Russo, Mozart, Bah Aydınlanma Çağının ileri gelenleridir.
Sanayi İnkılâbı=
İlk olarak 18. y.y. da İngiltere de ortaya çıktı. İnsan ve hayvan gücünün yerine buharla çalışan makineler aldı. Büyük fabrikalar kuruldu. Ulaşım kolaylaştı. Hammadde ve Pazar ihtiyacı arttı. Bu da sömürgeciliğin büyüyüp emperyalizme dönüşmesine sebep oldu.

“ZAMAN İÇİNDE BİLİM” için 53 cevap

  1. dilan-ela diyor ki:

    tablet kafayı yedi resmen

  2. ilayda diyor ki:

    Yeni Buluşlar= (Tekerlek,barut,mum,mürekkep,cam,yazı)
    Kâğıt, Barut, Pusula ve Matbaa Talas Savaşı (751) ile Müslümanlara, Haçlı Seferleri ile de Avrupa ya geçti.

    BULUŞLARIN SERÜVENİ
    İnsanların, avladıkları hayvanları kesip parçalamak, kemikleri kırmak için çakılları ve taşları kullandıkları zamandan beri bu aletlerde sürekli devam edecek bir gelişme, teknolojik gelişmeler başlan bulunuyordu.
    CAM: Camın hammaddesi kumdur. Kumun yapısında bulunan silisyum dioksit, yüksek sıcaklıkta erir. Camın dayanıklı olmasını sağlamak, yumuşaklığı¬nı artırmak ve renk katmak için çeşitli maddeler katılır.
    Evlerde kullandığımız cam eşyaları¬nın dışında yeni yapılan iş merkezlerinin birçoğunun dış yüzeyleri de cam bloklarla kaplanmaya başlanmıştır. Camın hafif olması ve aydınlığı sağlaması ya¬nında estetik olması da kullanım alanını genişletmiştir.
    Mezopotamya’da bulunan ilk cam örneklerinin tarihi MÖ 3. yüzyıla dayanır. MÖ 1000 yıllarında Mısırlılar cam elde etmeyi başardılar. Suriyeli cam ustaları “Cam Üfleme Tekniği’ni kullandılar.
    Türklerde cam sanatı Selçuklularla beraber başladı ve İstanbul’un alınışından sonra Osmanlı döneminde gelişti. İstanbul ve çevresinde 14. yüzyılın başlarında “Çeşm-i Bülbül” adı verilen bir cam çeşidi yapılmaya başlandı. Türkiye’de ilk cam fabrikası 1934 yılında Paşabahçe’de kuruldu.
    Çeşm-i Bülbül: Anadolu atölyelerinin çıkardığı bir üründür. Bu teknik, modern cam endüstrisinin ilerlemiş yöntemlerinin bile geleneksel ustaların çalışmalarını geçemediği bir tekniktir.
    MÜREKKEP: Günümüzden yaklaşık yedi bin yıl önce Mezopotamya’nın verimli toprak¬larında tarımın gelişmesiyle yazılı kayıtlar tut¬ma zorunluluğu ortaya çıktı. Babiller ve Mısır¬lıların başlangıçta kullandıkları yazma aracı basit çakmak taşı iken, bunun yerini ucu yon¬tulmuş çubuk aldı. MÖ 1300′e doğru Çinliler ve Mısırlılar kandillerde aydınlatmadan olu¬şan isi su ve bitki zamklarıyla karıştırarak ha¬zırlanan mürekkebi buldular.
    İlk çağlarda kullanılan mürekkep, parşömen üzerine yazmak için deriye iyice sinen ve silinmesi ko¬lay olmayan, özel dayanıklı bir mürekkepti. Bu mürekkep, bugünde birçok mürekkeplerin yapıldığı gibi mazı soyundan (mürekkep kozası) demir sülfattan ve reçineden (ya da Arap zamkından) yapılırdı.
    Eski mürekkebin önemli bir özelliği, yazının renginin yazarken çok soluk olması ve daha sonra kendi kendine kararmasıydı. Günümüzde kullanılan mürekkep de ise içine boya katılmasından dolayı böyle bir durum yaşanmıyor dolayısıyla yazan kişinin de okuyan kişi kadar iyi görebilmesini sağlıyor.

    TEKERLEK: Tekerlek bütün çağların en önemli mekanik icadıdır. Makinelerin çoğunda, saatlerde, yel değirmenlerinde, buhar makinelerinde ayrıca otomobil, bisiklet gibi taşıtlarda tekerlek ve tekerlek ilkesine dayanan dişli ve çarklar vardır.
    Kesile ağaç kütüklerinin yuvarlanmasının görülmesi tekerleğin atası sayılır. En eski tekerlek yaklaşık 5000 yıl önce Mezopotamya’da yapılmıştır. Çömlekçilerin toprağı şekillendirmede yardımca bir araç olarak kullandıkları tekerleğin arabalara takılması ulaşımda köklü bir dönüşüme neden oldu. İlk tekerlek kalın kalasların, yan yana getirilip tutturulduktan sonra yuvarlak biçimde kesilmesiyle elde edilen disklerdi. MÖ 200 yılında parmaklı (ispitli) tekerlek icat edildi. Parmaklıkları deri ya da metal şeritle sağlamlaştırıldı. Böylece ilk lastikler ortaya çıktı. Zamanla sabit bir dingilin çevresinde dönen tekerlekler yapıldı.

    MUM: Günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce ortaya çıktı. Mum çevresi balmumuyla ya da don yağıyla sarılmış bir fitilden oluşur, yakılan fitilin alevi balmumunun ya da don yağının bir bölümünü eritir; böylece fitil sürekli yanarak ışık saçar. Bu bakımdan mum, kullanılması daha kolay bir yağ lambasıdır.
    Yağ lambaları ve mumlar gazyağıyla aydınlatmanın yaygınlaştığı 19. yüzyıla kadar başlıca yapay ışık kaynakları olmayı sürdürdüler.

    BARUT: Çinliler tarafından bulunmuştur. Daha sonra Türkler vasıtasıyla Çinlilerden Müslüman Araplara geçmiştir. Haçlı Seferleri sırasında Avrupalılar barut yapmayı Müslümanlardan öğrendiler Barut sayesinde top, tüfek gibi ateşli silahlar yapıldı.
    Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul surlarını yıkabilecek toplar yaptırması, Avrupa krallarının işine yaradı. Krallar büyük toplar sayesinde söz geçiremedikleri derebeylerin şatolarını yıktılar, böylece Avrupa’da derebeylerin egemenliklerine son veren krallar siyasi güçlerini artırdılar.
    Ateşli silahlarda kullanılan barut yol yapımında, maden çıkarılmasında da kullanılmaktadır.
    SÖZ UÇAR YAZI KALIR
    Günümüzden yirmi bin yıl önce mağara duvarlarına çizilen hayvan resimleriyle başlayan insanın iz bırakma tutkusu, altı bin yıllık bir geçmişi olan yazının ortaya çıkarılmasında atılan ilk adımlardır.
    Tarih, insanın yazıyı bulmasıyla başladı. Konuşurken çıkarılan seslere bir takım işaretler karşılık olabilirdi.
    İlk yazı nesneleri gösteren resimler şeklindeydi. Konuşma dilini yazı diline çevirmeyi başaran Sümerler düşünceyi ve tarihi gelecek kuşaklara bırakma yöntemini bulmuş oldular. Sümerlerin kil tablet üzerine yazdıkları harflerin biçimi çiviye benze¬diği için bu yazıya çivi yazısı adı verildi. Çivi yazısını Babil ve Hitit gibi uygarlıklarda kullanmışlardır.
    Eski Mısırlıların kullandığı resimli yazıya “hiyeroglif” denir. Bu yazıda harfler resimlerle ifade edilir. Hiyeroglif yazılar yalnızca duvara ve anıtlara yazılırdı.
    Güney Amerika uygarlığı olan İnkalar “Khipu” adı verilen düğümlerden oluşan ip demetlerinden yararlanıyorlardı. “Khipu”lar sayısal kayıtları tutmak için kullanılmakta her ip farklı renkte ve farklı düğüm şeklindeydi.
    Fenikeliler yazıyı çeşitli harflerle anlatarak ilk alfabeyi icad ettiler. Bu alfabe Yunanlılar ve Romalılar tarafından da geliştirilerek Latin Alfabesi oluşturulmuştur.
    Gutenberg ise yazıyı daha seri bir şekilde kopyalayan bir matbaa geliştirmiştir. (1457)

    Osmanlı Devleti’nde Kâğıt ve Matbaa
    Dünya’da bilinen ilk matbaa Budizm’in Japonya’da yayılması için Çinliler tarafından kul¬lanılmıştır.
    Asya’da yer alan Uygurların da matbaacı¬lık faaliyetine başlamalarında komşuları olan Çin etkili olmuştur.
    Matbaanın başlangıcının tam olarak bilin¬memesine rağmen modern matbaayı 15. yüzyılın ortalarında Alman matbaacı Johanne Gutenberg yapmıştır.
    Matbaanın Osmanlı Devleti’nde kullanılma¬sı 18. yüzyılda gerçekleşmiştir. Ancak Osmanlı Dev¬leti’nde yaşayan Musevi ve Ermeni azınlıklar matba¬ayı kullanarak kendi dillerinde kitaplar basmışlardır.
    1727′de ilk Türk matbaası kurulana kadar Türkçe kitap basılmamıştır.
    Osmanlı Devleti, Lale Devri’nde Batı’nın ilerleyişini takip etmek için Avrupa ülkelerine elçi¬likler açmış ve konsoloslar atamıştır. Bunlardan biri olan ve Fransa’ya elçi olarak atanan 28 Meh¬met Çelebi’den, Fransa’nın uygarlık, eğitim, as¬kerî alandaki gelişmeleri takip ederek rapor etme-si istenmiştir. 28 Mehmet Çelebi’nin oğlu olan Said Mehmet Efendi, gelişmenin eğitimden kay¬naklandığına ve bunun için matbaanın gerekli ol¬duğuna inanmıştır.
    Osmanlı Devleti’nde Türk matbaacılığının ortaya çıkmasında önemli şahsiyetlerden biri İbrahim Müteferrika’dır. İbrahim Müteferrika önemli bir diplomat olmasına rağmen özellikle yayımcı kişiliği ile ta¬nınmıştır. 1719 yılından itibaren matbaacılıkla il¬gilenen İbrahim Müteferrika, 1726 yılında Matba¬anın Gerekleri adlı bir dilekçeyle dönemin sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ile şeyhülis¬lama başvurdu. Ancak sadece din dışı kitapların basımı için izin alabildi. 1727 yılında da Sait Efen¬di ile birlikte ilk Osmanlı matbaasını kurdu.

    Matbaanın Osmanlı Devleti’ne geç gel¬mesinin nedenleri;
    1. Dinî tutuculuk, 2. Teknik nedenler,3. Toplumun hazır olmaması,4. Hattatlık mesleğinin yaygın ve geleneksel bir uğraş olarak etkin olmasıdır.

    İLK ÇAĞDA YETİŞEN BİLİM ADAMLARI VE BİLİMSEL ÇALIŞMALARI
    Anadolu’da yetişen bilim adamlarına baktığı¬mız zaman;
    -Teodorus, kilit ve anahtarı bulmuştur.
    - Hipokrat, tıbbın temellerini atmıştır.
    - Heredot, tarihin babası sayılmaktadır.
    - Demokritus, atom sözcüğünü günümüz an-lamda ilk kez kullanmıştır.
    -Anaksogaros, ilk astronom olarak kabul edil¬mektedir.
    Yunanistan’da yetişen bilim adamları;
    - Homeros, Yunanistan’ın gelenek ve görenek¬lerini, inançlarını ele aldığı “İlyada ve Odysseia” destanlarını yazmıştır.
    - Hesiados, Yunanistan’da ünlü bir şair olup, “Tanrıların Doğuşu, İşler ve Günler” adlı eser-leriyle önemli bir kişiliktir.
    Hellenik dönemde yetişen bazı bilim adamları Pisagor, Platon, Ödoksos, Aristo, Zenon, Arşimet’tir.
    - Pisagor, bugün “Pisagor teoremi” olarak bildi¬ğimiz “Bir dik üçgenin dik kenarlarının karele-rinin toplamı, hipotenüsün karesine eşittir” ifa-desini ortaya koymuştur.
    - Arşimet, suyun kaldırma kuvvetini bulmuştur. Bu buluş günümüzdeki gemilerin yapılmasına temel teşkil etmiştir.
    Roma döneminde yetişen bilim adamları, Menelaus, Batlamyus, Dioscorides, Galen, Diafantos’tur.
    - Menelaus, günümüzde “Menelaus teoremi” olarak bilinen düzlem ve küresel üçgenlere dair teoremi ortaya koymuştur.
    - Batlamyus, astronominin sentezini yapmış, geometrik bir sistem kurmuştur. Yerin küresel olduğunu ve evrenin merkezinde ve hareket¬siz olduğunu savunur. Batlamyus’un “Coğraf¬ya” adlı eseri ünlüdür.
    ORTA CAĞDA BİLİM
    Orta Çağ İslam Dünyasında Bilimsel Faaliyetler
    İslam kültürü ve bilimsel faaliyetler, farklı kültürlerin etkisiyle şekillenmiştir. Harezmi, Biruni gibi bilim adamları Hindistan, İran ve Bizans gibi kültürlerden etkilenmiştir.
    İslam dünyasında, devlet adamlarının bi¬limsel faaliyetleri desteklemesi sonucu bilimse gelişmeler sağlanmıştır. İslam topraklarında bilim evleri ve gözlem evleri görülmektedir. Bu; dönemde astronomi, matematik, fizik, kimya, biyoloji, coğrafya, tıp, teknik ve tarih alanların¬da önemli bilimsel çalışmalar görülmektedir.
    İslam kültürü, sınırların genişlemesi ile birlikte geniş alanlara yayılmıştır. Müslümanla¬rın Avrupa’ya geçmesi ile İslam kültürü Avru¬pa’ya yayılmıştır. İbn-i Sina, Biruni, Farabi, Harezmî gibi bilim adamlarının eserleri, Latinceye çevrilmiştir. Avrupalılar, İslam devletlerinde medreseleri örnek alarak, üniversiteler kurmuşlardır.
    Orta Çağ Avrupa’sında özgür düşünce or¬tamı ve bilimsel çalışmalar yokken, İslam dün¬yası aydınlanma çağını yaşıyordu. Bilimsel ça¬lışmalar en üst seviyedeydi.

    TÜRK İSLAM DEVLETLERİNDE BİLİM VE BİLİM ADAMLARI
    Matematik alanında
    Harezmî, Abdülhamit İbn Türk, Ömer Hayyam, Nasirüddin-i Tusi gibi bilim adamlarının çalışmaları görülür.
    Nasiruddin-i Tusi, “Kesenler Teoremi” adlı eseriyle Trigono¬metrik çalışmalara yer vermiştir. Kenar açı bağıntısını bulmuştur.
    Ömer Hayyam, cebir konusunda üçüncü derece denklemlerin çözümüne katkıda bulunmuştur. Celali takvim adıyla bilinen tak¬vimi hazırlamıştır.
    Tıp alanında
    Zehravi, İbn-i Rüşd, İbn-i Sina, İbn-i Nefis gibi bilim adamlarının çalışmaları görülür.
    İbn-i Sina, tıp alanının yanında felsefe, astronomi, matematik, fizik, kimya gibi alanlarda da ça¬lışmalar yapmıştır. “Kanun” adlı eserinde hekimlik, ilaçlar, cerrahi yöntemler hakkında bilgi verir Onun bu eseri Avrupa’da ders kitabı olarak okutulmakta¬dır.
    Zehravi, cerrahi alanında önem¬li bir yere sahiptir. “El-Tasrif adlı eseri, Avrupa’da Latinceye çev¬rilerek Oxford Üniversitesinde okutulmuştur.
    Astronomi alanında
    Fergani, Beyruni, Bitruci, Uluğ Bey, Battani gibi bilim adamlarının çalışmaları görülür.
    Uluğ Bey, Semerkant’ta med¬rese ve gözlemevi, bilimsel ça¬lışmaların gelişmesinde etkili ol¬muştur. Bu medrese ve gözlem¬evinde Ali Kuşçu ve Kadızâde-i Rumi gibi devrin önemli bilim adamları çalışma¬lar yapmıştır. “Uluğ Bey Zici” adlı eseri astronomi konusunda önemli bilgiler vermektedir.
    Biruni, “Mesud’un Kanunu” adlı eserinde önemli astronomik bil¬giler vermiştir.
    Fizik alanında
    Farabi, İbn-i Sina ve İbn’ül Heysem gibi bi¬lim adamlarının çalışmaları görülür.
    Farabi, “Boşluk Üzerine” adlı yazmış olduğu eserinde doğa¬da boşluğu kabul etmez. Aristo fiziğinin yetersiz olduğunu orta¬ya koymuştur. İslam devletlerindeki bilimsel gelişmeler, Selçuklular zamanında devam etmiştir. Türk-İslam devletlerinde bilgin, filozof ve sanatkârlar yetişmiştir. Bu dönemde Bağdat’ta kurulan Ni¬zamiye Medreseleri, bilim ve kültür hayatının canlanmasında etkili olmuştur.
    ORTA ÇAĞ VE YENİÇAĞ AVRUPASINDA BİLİM
    Kavimler göçü ile birlikte Avrupa’da Hıristiyanlık geniş alanlara yayılmıştır. Bu dönemde ortaya çıkan kiliseler ekonomik, siyasi ve dini güçleri ellerinde toplamışlardır. Bilimsel ve akıl¬cı düşünceyi reddederek kişisel düşünceyi ya¬saklamışlardır. Kutsal kitapları olan İncil’i kendi çıkarları doğrultusunda yorumlayarak halkı yanlış bilgilendirmişlerdir.
    İskenderiye Kütüphanesi’ni yakmış, çe¬şitli bilim adamlarını idam ettirmişlerdir. Aforoz (dinden atma) Endülüjans (Günahların atfedile¬bileceği belge) gibi yetkileri kullanarak siyasi bir güç sağlamışlardır.
    Yeni Çağdaki bilimsel çalışmalarda et¬kili olan gelişmeler:
    Orta Çağın sonlarına doğru, insan ve do¬ğa sevgisinin ön plana çıkması ile birlikte eski Yunan ve Helen uygarlıklarının incelenmesi so¬nucu bilimsel çalışmalar başlamıştır.
    Yeni Çağ Avrupa’sında bilimin ortaya çık¬ması ve gelişmesinde etkili olan barut, pusula, kâğıt ve matbaa Haçlı Seferleri ile birlikte Avru¬pa’ya geçmiştir.
    Barut
    Barutun ateşli silahlarda kullanılmasıyla birlikte Orta Çağ Avrupa’sındaki Feodalite (De¬rebeylik) sistemi zayıflarken, merkezi krallıklar güç kazanmıştır. Bu durum Avrupa’nın siyasi yapısını değiştirmiştir.
    Kâğıt
    Kâğıt, uygarlaşma yolunda icat edilmiş en önemli buluşlardan biridir. İlk olarak Mısırlılar “papirüs” adını verdikleri bitkilerin üzerine yazı¬lar yazmışlardır. Mezopotamyalılar kil tabletle¬re, Çinliler ipekli kumaş üzerlerine yazmışlar¬dır.
    Çinliler bu kumaşların çok pahalı olmasın¬dan dolayı, arayış içerisine girerek kâğıdı icat etmişlerdir.
    Kâğıdın kullanılması ile birlikte Avrupa’da ve dünyada kültür aktarımı sağlanmıştır. Avru¬pa’da bilimsel çalışmaların yapıldığı “Aydınlan¬ma Dönemi” başlamıştır.
    Matbaa
    İlk olarak Çin’de kullanı¬lan matbaa, Uygur Türkleri ta¬rafından geliştirilmiştir. Günü¬müz modern anlamdaki matbaayı Jan Gutenberg ortaya koymuştur.
    Matbaa sayesinde yazıl¬mış olan eserler çoğaltılarak geniş kitlelere hitap etmiştir. Matbaa uluslararası kültürel etkileşimin yaşanmasında önemli bir yere sahiptir.
    Pusula
    Pusula, insanların yön bulma aracıdır. İlk olarak Çin’-de görülen bu icat, mıknatıslı taşlardan yapılmıştı. Kristof Kolomb, pusulanın sapma açısını hesaplamış ve günümüz mo¬dem pusulasının yapılmasında etkili olmuştur.
    İnsanlar pusula ile birlikte denizlere ra¬hatlıkla açılabilme imkanı bulmuşlardır. Bu da Coğrafi Keşifler’e neden olmuştur. Coğrafi Ke¬şiflerle birlikte insanlar yeni yerler keşfetmiştir. Dünya’nın yuvarlak olduğu anlaşılmıştır.
    Coğrafi Keşiflerle birlikte Avrupa’da eko¬nomik refah artmıştır.
    OSMANLILARDA BİLİM

    -Ali Kuşçu, 15.yy’da yaşamış ve matematik, astronomi alanlarında çalışmalar yapmıştır. Osmanlı Devleti’ne hizmet etmeye başladığın¬da, İstanbul’un coğrafi koordinatlarını belirle¬miş ve güneş saatleri yapmıştır. “Fethiye” ve “Muhammediye” adı verilen astronomi ve ma¬tematik kitapları vardır.
    - Takiyuddin, matematik alanında önemli ça¬lışmalar yapmıştır. İkinci derece denklemlerin çözümünü yapmıştır. “Işığın Niteliği ve Görme¬nin Oluşumu” adlı eseri önemlidir.
    - Piri Reis, dünya haritası ile “Denizcilik Kitabı” adlı eseri ortaya koymuştur Denizcilik Kitabın-j da, Akdeniz, Çin Deniz’i, Hint okyanusu ve Kızıl Deniz’le ilgili önemli bilgiler vermiştir. Böylece denizciler bu kitaptan yararlanmışlardır.
    - Katip Çelebi, coğrafi bilgiler içeren “Cihan-numa” adlı eseri ile ünlüdür. Dünyadaki birçok bölgenin iklimi, coğrafi yapısı, idari ve siyasi yönleri hakkında bilgi verir.

    DEĞİŞİM-GELİŞİM

    ***COĞRAFİ KEŞİFLER***
    SEBEPLER=
    1.Pusulanın geliştirilmesi
    2.Gemicilik sanatının ilerlemesi
    3.Coğrafya bilgisinin ilerlemesi
    4.Yalanlara inanmayan cesur gemicilerin yetişmesi
    5.Doğu ülkelerinin zenginliği (İpek ve Baharat Yolları)
    6.Türklerin İpek ve Baharat yollarına hâkim olması
    7.Avrupalıların Hıristiyanlığı yaymak istemeleri

    Amerika nın Keşfi
    Kristof Kolomb Amerika kıtasını buldu ancak buranın Hindistan olduğunu sandı. 1507 yılında Ameriko Vespuçi buranın yeni bir kıta olduğunu anladı.

    Hindistan Yolu=1487 de Bartelmi Diyaz Ümit Burnuna kadar gitti.1498 de Vasko dö Gama Hindistan a varmayı başardı.

    Dünya nın Dolaşılması(1519-1522)=
    Macellan Dünya nın yuvarlak olduğunu kanıtlamak için yola çıktı. Filipinler de öldürüldü. Del Kano yolculuğu devam ettirdi.
    SONUÇLAR=
    1.Yeni yollar ve ülkeler bulundu.
    2.Sömürgecilik başladı.
    3.Atlas Okyanusu kıyısındaki limanlar önem kazanırken Akdeniz limanları önemini kaybetti.
    4.Yeni yolların bulunması Osm. devletini olumsuz etkiledi.
    5.Ticaret alanı genişledi.
    6.Bol miktarda değerli maden Avrupa ya taşındı.
    7.Burjuva sınıfı güçlendi.
    8.Avrupa dan Amerika ya göçler başladı.
    9.Avrupa ya yeni bitkiler getirildi.(kakao, tütün vb.)
    10.Baharat yolu üzerindeki halk yoksullaştı.
    11.Zengin burjuva sınıfı bilim ve sınıf adamlarını destekleyerek Rönesans ve Reformun doğuşunu kolaylaştırmışlardır.
    12.Dini inançlar temelinden sarsıldı. Ahiret korkusu yerini dünya nimetlerinden yararlanma arzusuna bıraktı.
    13.Maya, Aztek ve inka uygarlıkları yok edildi.

    ***RÖNESANS***(YENİDEN DOĞUŞ)
    15. yüzyılın sonları ile 16.yüzyılın başlarında bilimde, sanatta ve edebiyatta görülen gelişmelerdir.
    SEBEPLER=
    1.Matbaanın icadı.
    2.Hümanizma hareketinin etkisi.
    3.Orta çağ güzel sanatlarının 15 ve 16. yüzyıllarda olgunlaşması.
    4.Yazar, şair ve sanatkarları koruyan mesenlerin bulunması.
    5.İstanbul”un fethi ile bazı bilim adamlarının İtalya”ya gitmesi.
    6.İslam medeniyetinin etkisi.
    7.Coğrafi keşiflerin etkisi.

    Rönesans”ın İtalya”da Başlama Sebepleri
    1.İtalya”nın Akdeniz in ortasında olması
    2.İtalya nın Hıristiyanlığın merkezinde olması (Papa)
    3.İtalyan devletlerinin ticaretle uğraşması
    4.İtalya da siyasi birliğin olmaması (özgür düşünce)
    5.İtalya Roma ve Yunan uygarlıklarının izlerin bulunması

    #İtalya da Rönesans eski uygarlıkların incelenmesi ile başladı.
    #Fransa da Rönesans krallarının desteği ile başladı.
    #Almanya da “ din alanında başladı.
    #İngiltere de “ hümanizma alanında gelişti.
    SONUÇLAR=
    1.Skolâstik düşünce yıkılmış, yerini pozitif düşünceye bırakmıştı.
    2.Bilimde deney ve gözleme yer verilmeye başlandı.
    3.Reform hareketleri başladı ve gelişti.
    4.Rönesans mimarisi oluştu.
    5.Ulusal diller gelişti.
    ***REFORM***
    16.y.y.başlarında (önce Almanya da ) Katolik mezhebinde yapılan değişiklikledir.
    SEBEPLER=
    1.Katolik mezhebinin bozulması (Din adamlarının zengin, halkın yoksul olması.)
    2.Reformcu filozofların kilisenin yanlış uygulamalarını eleştirmeleri.
    3.Matbaa ile incilin diğer dillere çevrilmesi.
    4.Rönesans ın etkisi ile skolâstik düşünenin yıkılması.
    #Bozulan Katolik kilisesi ne ilk tepkiyi gösterenler yine bazı din adamları oldular. Bunlara göre din adamları yalnızca dinle uğraşmalı, din siyasetten uzaklaştırılmalı idi.
    Reformun öncüsü Martin Luther dir.

    SONUÇLAR=
    1.Avrupa da mezhep birliği bozulmuş, yeni mezhepler ortaya çıkmıştır.(Protestan, Kalvenizm vs.)
    2.Katolik kilisesi kendini yenilemeye çalıştı.
    3.Yeni mezheplerin kurulduğu ülkelerde kilisenin malları yamalandı.
    4.Kilisenin ve Papa nın dini otoritesi azaldı.
    5.Eğitim kurumları kilisenin elinden alınarak eğitimde ilk kez laik sisteme geçildi.
    6.Avrupa da din yüzünden savaşlar çıktı.
    7.Reform sonucunda Avrupa da dini ve siyasi birliğin bozulması ile Osmanlılar Balkanlarda rahatça ilerlediler.
    8.Din ve devlet işleri birbirinden ayrıldı.(laiklik)
    #Osmanlılar Avrupa daki bölünmeyi hızlandırmak için Protestanları desteklediler.
    #1555 Ogsburg (Ausburg) Ant. ile Protestanlık, 1598 Nant Fermanı ile Kalvenizm kabul edildi.
    Aydınlanma Çağı=
    17. ve 18. y.y. her konuda akla öncülük tanıyan bir düşünce sistemidir. Bu sistemin etkisiyle bilim ve felsefede gelişmeler oldu. Aydınlanma Çağında aklın kullanılmasıyla doğru bilgiye ulaşılması savunuldu. Bunun sonucunda deney ve gözlem önem kazandı. Newton (Fizik-Matematik-Yer çekimi) Copernic(Güneş sistemi) Galile (Dünyanın yuvarlak olduğu) Descartes (Analitik Geometri), S.S.Russo, Mozart, Bah Aydınlanma Çağının ileri gelenleridir.
    Sanayi İnkılâbı=
    İlk olarak 18. y.y. da İngiltere de ortaya çıktı. İnsan ve hayvan gücünün yerine buharla çalışan makineler aldı. Büyük fabrikalar kuruldu. Ulaşım kolaylaştı. Hammadde ve Pazar ihtiyacı arttı. Bu da sömürgeciliğin büyüyüp emperyalizme dönüşmesine sebep oldu

  3. burak diyor ki:

    heyho çok güzel

Bir Cevap Yazın