Anasayfa / Genel / MEŞRUTİYET DÖNEMİ ÖĞRETMEN OKULLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ

MEŞRUTİYET DÖNEMİ ÖĞRETMEN OKULLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ

Meşrutiyet Döneminde Öğretmen Okulları

Osmanlı Devleti’nin son yüzyıla kadar, belli bir öğretmen yetiştirme politikası mevcut değildi. Öğretmen yetiştirme vakıfların ve medreselerin hakimiyeti altındaydı. Osmanlı Devleti 18’y.y ‘da gerilemeyi iyice hissetmesi ile birlikte, başta askeri kurumlarda olmak üzere her alanda yenileşme çabasına girdi. Avrupai tarzı yeni askeri okullar kurulur ve yeni düzende eğitim verecek öğretmenler ise çoğunluk Fransa’dan başta olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden karşılanır. Osmanlı devletinde yayın olarak iki çeşit okul vardır bunlar taşrada mahalle başlarında, köyler çok sık görülen sıbyan okulları ile medreselerdir. Öğretmen ihtiyaçları okuma yazma bilen mahallenin ileri gelenleri ile medrese mezunlarından karşılamaktadır. 19 yy yeni yenilikler askeri alandan yönetim, sosyal hayat, eğitim alanlarına kayması ile birlikte. Bu kurulmaya çalışılan yeni düzenin öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere yeni eğitim kurumları kurulur. Fakat öğretmen ihtiyaçları eski düzenden, medreselerden gelen öğretmenlerden karşılanır. İlk öğretmen okulu bu çelişkiye son vermek üzere 1848 yılında Darülmuallimin adın altında kurulur. Artarak devam eden öğretmen okulların sayısı meşrutiyet ile birlikte daha fazla hız kazanır. Fakat açılan okullar ihtiyacı karşılayamaz. Sınavlarla ve medreselerden takviye öğretmen alımı ile ihtiyaç karşılanmaya çalışılır.

Anahtar Kelimeler: öğretmen okulları, öğretmen, muallim.

Giriş

Devletler hedeflerine ulaşabilmek için öncelikle eğitime ayrı bir önem verirler. Eğitimde istenilen başarının yakalanması ile birlikte, sıradaki diğer hedeflerin yakalanması daha kolay ve kediliğinden gerçekleşen bir sürece dönüşür. Yeteri kadar nitelikli insan gücü olmadan, maddi ve manevi kalkınmanın gerçekleşmesi imkânsızdır.

Osmanlı Devleti’nde 17 yy dan sonra, giden kötü gidişatı durdurmak için başta askeri alanlar olmak üzere yenilikler sürecin girilir. 19 yy’dan sonra yelpaze genişler ve devletin her alanında ıslahatlar yapılmaya başlanır. Eğitim alanında yapılan yenilikler ise bu yenileşme çabasının en başlarında yerini alır. Yeni açılan kurumlara, yeni tarzda eğitim almış memurların yetiştirilmesi gereği ortaya çıkar. Yeni anlayışa uygun açılan okullarda, yeni tarzda yetiştirilmesi gereken memurların, eski düzenden gelen öğretmenler tarafından yetiştirilmesinin mümkün olamayacağı anlaşılması ile birlikte öğretmen okulların açılması hız kazanır. Öğretmenlik artık bir meslek haline gelir ve Anadolu’nun birçok yerinde öğretmen okulları görülmeye başlanır.

Osmanlı Devleti’nde Tanzimat Dönemine Kadar ki Eğitim Sistemi

Osmanlı Devleti’nde eğitim sisteminde göze çarpan ve ülke genelinde yaygın olan iki eğitim kurumu vardır. Bunlar mahalle aralarında dahi olan dini eğitim ağırlıklı sıbyan mektepleri ile vakıflar tarafından işletilen ezber mantığında eğitim yapan yükseköğretim ayarında ki medreselerdi.

Sıbyan mektepleri çok geniş alanlara yayılmaktaydı. Her cami yanında yer alırdı. Bu mekteplerde önceden hazırlanmış planlı bir öğretim programı da yoktu. En büyük amaçları amaç kuranı kerimi tecvitli öğretmekti. Ayrıca yazı yazma ve dört işlem de öğretilirdi. Öğretmenler bulunduğu muhitteki saygın kişiler olurdu.(Baltacı, 1996; akt. Altın, 2009: 25). Çocukların sıbyan mektebine başlama yası, 5-6 , bitirme yası ise 13-15 civarındaydı (Demirtaş, 2007:181)

Medreseler ise ilköğretim üzerinde eğitim veren öğrencilerin yeme içme, barınma ve harçlık ihtiyaçların medrese vakıfı tarafından karşılandığı yatılı okuldur.(Sarıkaya; 1997, 14). Bu dönemde medreselerde dini eğitim ağırlıktaydı. Öğretmenler ise dini bilimlerde uzmanlardı. Genel anlamda mektepte ezber yöntemi, medreselerde not tutma ve kitap şark etme yöntemi kullanılıyordu. Mekteplerde dayak, medreselerde ise saygıya dayalı ders geçme sistemi vardır. (Ergün, 1987:10)

            Osmanlı Devletinin eğitim sisteminin genel özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz.

1.Osmanlı Devleti’nde medreseler yağın ve örgün eğitim kurumları haline gelir. Toplum içinde oldukça ilgi gören eğitim kurumları haline gelir. Hatta Osmanlı dönemine medreseler dönemi de denebilir.

2. Üst düzey yöneticiler ise Enderun denilen örgün eğitim kurumlarından yetişir.

3.İlkokul Osmanlı döneminde zayıf kalmıştır.

4. Osmanlı Devleti’nin son dönemine kadar yüksek öğrenime sadece erkekler gitmiştir.

5. Eğitim – Öğretim sistemi genel anlamda ezbercidir.

6.Tanzimat dönemine kadar eğitim tamamen ücretsizdir. Vakıflara bağlı olmayan bazı okullardan bir miktar ücret alınmaktadır.

7.Azınlıklar eğitim alanında özgür bırakılmış ve denetlenmemiştir. Bu da siyasi ve ekonomik sorunlara yol açmıştır.

8.Osmanlıca adında bir yazı dili ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devleti’nde aydınlar ile halk arasında uçurum büyümüştür.

9.Eğitim alanında ilk yenilikler askeri okulların açılması ile başlanır (Akyüz, 2013:59-60)

Öğretmen Okullarının Kurulması

            Öğretmen Okulların Açılma Nedeni

Osmanlı Devleti’nde Tanzimat öncesi örgün eğitiminde karşımıza ikisi başta olmak üzere beş çeşit öğretmen görünür: 1. Sıbyan mektebi öğretmenleri, 2. Medrese öğretmenleri, 3.Enderun Mektebi öğretmenleri, 4. Askerî ve teknik okul öğretmenleri, 5. Azınlık ve yabancı okulları öğretmenleri(Akyüz, 2008:20).

Türk eğitim tarihinde öğretmenleri ilk kez iki yerde görürüz. Sıbyan mekteplerinde görev yapan öğretmenlere muhalim, medreselerde görev yapan öğretmenlere ise müderris denilirdi. Muallim ve müderrisleri yetiştiren kurumlar genelde medreseler oldurdu. Fakat imam ve muallimleri düşük medreseler yetişirken, müderrisler yüksek medreselerde yetişirdi. Öğretmeneler çalışkanlıklarına göre 30’lu 40’lı 50’li ve 60’lı medreselere doğru terfi ederdi (Ergün,1987: 10).

Müderris ve muallimlerin okullarda yardımcıları vardı bunlardan muallimin yanında çalışanlara kalfa yada halife müderrislerin yanında çalışanlara ise muid denilirdi. Kalfalar medrese dışından seçilirken muidler ise medrese öğrencilerin içinden en zeki olanlara seçilirdi(Ergün, 1987:10).

“Tanzimat Dönemi eğitimi bazı eğitim tarihçileri tarafından I. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar devam ettirilmiştir. Misal; Nafi Atuf, dört evreye ayırdığı Tanzimat Eğitimini şu şekilde tasnif etmektedir:

1. Tanzimat’ın ilanından Saffet Paşa tarafından Maarif-i Umumîye Nizamnamesi’nin yayınlanmasına kadar olan devir. (1839-1869)

2. Maarif-i Umumîye Nizamnamesinin neşirden II. Abdülhamid dönemine kadar olan devir. (1869-1878)

3. 1878 yılından II. Meşrutiyetin ilanına kadar olan devir. (1878-1908)” (Altın, 2009:19)

Osmanlı Devleti’nde başlayan çözülme ile birlikte bir çok kurumda ıslahat hareketleri başlamıştı. Osmanlı devletinde gerçek anlamda öğretmen yetiştirilmesi, tazminat döneminde başlar çünkü Osmanlı yöneticileri, artık eğitimde yapılan yeniliklerin başarıya ulaşabilmesi için, yeni anlayışla yetiştirilen öğretmen ihtiyacının farkına varırlar (Altın, 2009: 6). Osmanlı Devleti’nde modern eğitim sistemine geçiş aşamalarında karşılaşan en büyük sorunların başında öğretmen eksikliği gelmektedir. Modern anlayışla kurulan okullara eski anlayışın temsilcisi sayılabilen medrese mezunları öğretmen olarak atanıyordu. Ancak bu durum, modern eğitim ve öğretim anlayışına sahip olan maârifçiler tarafından yadırganmaktaydı. Çünkü istenilen amaca ulaşmakta zorluklar yaşanıyordu. Bu çelişkiyi ortadan kaldırmak üzere  rüşdiyelere öğretmen yetiştirmek maksadıyla 16 Mart 1848 tarihinde İstanbul’da “Darülmuallimîn” adın ilk öğretmen okulu açılır. Öğretmen yetiştiren medreselere ilk rakip gelmiştir( Kodaman, 1991:145)

Öğretmen Okulların Açılması ve Yaygınlaşması

Tazminat dönemi ile birlikte eğitim bir bilim haline gelmeye başlar. Osmanlı aydınları eğitimde ezbercilik, öğretim yöntemleri, okuma yazma öğretimi, bireysel yerine sınıf sistemi gibi bir çok konu üzerinde tartışmalar yaşanır. Bunların sonucunda 16 Mart 1848’de Dârülmuallimîn açılmış, bu okul geleneksel yöntemle öğretmen yetiştirilen okullara rakip olmuştur. Yeni açılan okullarda öğretim yöntemlerinin geliştirilip öğretmenler yoluyla yaygınlaştırılması arzusu gibi çok önemli bir pedagojik amaç da güdülmüştür (Şanal, 2003:200). Okula öğrenciler seçilirken bir takım şartlar aranmaktaydı. Şartlar arasında iyi eğiti almış ve ahlaklı olması gerekiyordu. Öğrenci seçimini Mekâtib-i Umûmiye Nezâreti tarafından titizlikle yapılacak ve 30 öğrenci alınacaktı (Yıldırım, 2010:63)

Darumuallimin düşünce bakımından Osmanlı Devleti’nde bir ilkti ve çağdaş bir düşüncenin ürünüydü. Ancak Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durum, kültür ve eğitim seviyesi. Çağdaş bir düşüncenin ürünü olan Darulmuallime ihtiyaca uygun öğrenci bulunmasına uygun değildi. Bu yüzden öğrencilerin tamamı Medreselerden temin edildi (Yıldırım, 2010:65).

Modern eğitim ve öğretimde öğretmenin rolü ve önemi anlaşılmış olmasına rağmen, bu Darülmuallimînden başka bir öğretmen okulu, maalesef 1868’e kadar açılamamıştır. Fakat, 1862’den sonra sıbyan okullan iptidaî okullan adı altında “usûl-ü cedîd” üzere açılıp Maârif Nezaretine bağlanınca, bu okulların da öğretmen ihtiyacını karşılamak için 1868’de bir “Darulmuallimîn-i Sıbyan” (ilk öğretmen okulu) açılmıştır. İlk yıl imtihanla ve burslu olarak 30 talebe kabul eden Darulmualimîn-i Sıbyan “ın kurulması, devletin rüştiyelerden sonra ilk okullara da önem vermeye başladığını gösterir ( Kodaman, 1991:145)

 

“Takvim-i Vekayi’de Darülmuallimîn’in 16 Mart 1848 tarihinde açılışı ile ilgili olarak yayımlanan bu önemli haberde dikkati çeken temel fikirler şunlardır:

a) Devletin ve milletin mutluluğu eğitimin geliştirilmesiyle sağlanır.

b) Eğitimin geliştirilme yolları ve düzenlenmesi Meclis-i Maarif-i Umumiye’de sürekli olarak görüşülmektedir.

c) Okullarda derslerin ve bilimlerin kolay ve hızlı öğretim yolları bulunmazsa öğretimde yine güçlüklerden kurtulunamaacaktır.

ç) Darülmuallimîn adındaki erkek öğretmen okulu öğretimi kolaylaştıracak yöntemlerin bulunup öğretileceği bir yer olacaktır.

d) Gerek Rüşdiyeler, gerek ilerde mektepler için öğretmen ihtiyacı duyuldukça bunlar Darülmuallimîn’den sağlanacaktır (Akyüz, 2008:29)”

1880 yılından sona taşraya doğru öğretmen okulları yayılmaya başlar. Anadolu’nun her yerinde çok hızlı okullar açılmaya başlanır fakat açılan okulların büyük bir kısmı yabancıların açtığı okullardır. Bu okullarda Müslüman çocukları misyonerler tarafından eğitilir. II.Abdulhamit zamanında çok hızlı bir okullaşma süreci başlar ve öğretmen ihtiyacının 70 bin olduğu varsayılır ( Ergün 1987:11)

Orta dereceli okullarda öğretmen ihtiyacının giderilmesi için 1968 yılında çıkan yönetmelikte belirtili 1892 yılında sürekli yüksek öğretmen okulu olan Darulmuallimiye Aliye kurulur. Daha sonra bu yüksek öğretmen okulları Ankara ve İzmir de de kurulur ve Orta ve Lise düzeyindeki okulların öğretmen ihtiyacını karşılar (Ergün, 1987:14)

Diğer maârif müesseseleri gibi, Darülmuallimînler de II. Abdülhamid zamanında, İstanbul’a has bir okul olmaktan çıkarılarak pek çok vilâyet merkezinde kapılarını öğretime açmıştır. Maârif Nezareti, daha başlangıçta öğretmen yetiştirme işine önem vererek bir taraftan İstanbul Darülmuallimînini ıslâha çalışırken, diğer taraftan da taşra okullarının öğretmen ihtiyacını karşılamak için vilâyet merkezlerinde birer Darülmuallimîn-i Sıbyan açma işini ele almıştır. Çünkü taşra sıbyan okullarının ıslâhı, yeni yetişmiş öğretmenlere bağlı idi. Bütün İmparatorluğun ilk okul öğretmen ihtiyacının da İstanbul Darülmuallimîn-i Sıbyan mezunlarıyla karşılanamayacağı biliniyordu. Bu yüzden taşrada, yani yerinde öğretmen yetiştirme fikri Nezaret tarafından uygulamaya değer bulunmuştur. Nitekim ilk teşebbüsün 1880 (1297) tarihinde yapıldığı görülmektedir (Kodaman, 1991:158)

1 Edirne 8 Rodos 15 Kastamonu 22 Pirizen 29 Yemen
2 Erzurum 9 Bursa 16 Konya 23 Harput 30 Bingazi
3 Adana 10 Diyarbekir 17 Niğde 24 Manastır 31 Zor
4 Ankara 11 Şam 18 Isparta 25 Musul 32 Kudüs
5 İzmir 12 Selânik 19 Antalya 26 Van  
6 Bağdat 13 Sivas 20 Üsküp 27 Hakkâri  
7 Beyrut 14 Trabzon 21 İştip 28 Yanya  

2. Meşrutiyet yıllarında ülkede 70 bin öğretmene ihtiyaç duyulduğu tahmin ediliyor ve bu kadar öğretmenin karşılanması eğitim bakanlığının ana görevi hailine getiriliyordu(Ergün, 1987). Ülkenin içinde bulunduğu maddi imkansızlar nedeniyle ihtiyaç karşılanamaz. Buna rağmen taşrada Darulmuallime’nin açılmasına büyük önem verilir ve 1905-1906 yıllarında Osmanlı Devleti Kayıtlarında aşağıdaki taşra illerinde öğretmen okulların varlığı devlet kayıtlarına geçer (Kodaman, 1991:153)

Hızla açılan yeni okullara öğretmen ihtiyacı karşılamada zorlanılır. Bunun için kurslar açılır, buna ilkokul öğretmenliği için açılan “Darülameliyat”’tı örnek verilebilinir. Ayrıca yine Medreselerden öğretmen ihtiyacı  karşılanmaya devam edilir. Bunun yanında sık sık sınavlar yapılarak öğretmenler alınmış okul kadrolarına yerleştirilir. Maârif Nezareti veya hükümetler, artan öğretmen ihtiyacını karşılamak için Darülmuallimînlerin yapılmasına hız vermişler, ancak bu sefer de açılan Darülmuallimînlere yeterli ve yetenekli talebelerin bulunamayışı sorunu çıkmıştır (Kodaman, 1991:155-156).

 

I.Darülmuallimat

 

Osmanlı Devleti’nde ’de 16 Mart 1848’de öğretmen yetiştirmek için erkekler için Darülmuallimîn okulu açılır ve yirmi iki yıl sonra, 26 Nisan 1870’de Darülmuallimat adında kız öğrenciler için öğretmen okulu açılır. Bu kız öğretmen okulların açılış amacı kız rüştiyelerine bayan öğretmen sağlamaktı. Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’nde de kızlar için öğrenmen okulların açılması öngörülmüştü. Bu okulların doğal sonucu olarak kızların eğitim öğretim görecekleri okulların sayıları artmıştır. Öğretmen okulları üsrt düzey okullar olduğu için kadın aydın sayısında artış gözlenir.  Kızlar için sonra açılacak olan üniversitenin ilk adımı görevini görür (Akyüz, 2008:50-51).1870 yılından itibaren aydın Türk kadınınlarının yetişmesini sağlar. Cumhuriyet döneminde başka mesleklerden aydın Türk kadını yok denecek kadar azken Kız Öğretmen Okulu’nda eğitim görüş kadınlar eğitim bir çok alanında faaliyet göstermişlerdir. Ayrıca Cumhuriyet dönemine kadar ülkede 7 adet kız öğretmen okulu vardır (Binbaşıoğlu, 2009:182-183).

İkinci Meşrutiyet Dönemi^nde kızlar için açılan lise ayarında okullar artınca Darülmuallimat-ı Aliye adında yüksek öğretmen okulu açılır (Unat, 1964:35 akt. Binbaşıoğlu, 2009:182).

 

II.Darulmullim Nizamnamesi

1851 yılında yürürlüğe giren Dârulmuallimîn nizamnâmesi, konulara göre tasnif edilmiş beş başlık/bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm genel anlamda öğrencilerin sayısı ve kalitesini konu alıyordu. İkinci bölüm öğrencilerin okula kayıtlarında yapılacak olan uygulamalar, yapılan başarı sıralamasını,üçüncü bölümde öğrencilerin eğitim sürelerini ve çalışma biçimleri ele alınır, dördüncü ve son bölümde okulda okutulacak derslere ilişkindir. Darulmuallimin nizamnamesi ile bir takım disiplin kuralları getirilir. Öğrenciler okulu bitirdikten sonra yapılan sınavı geçmeleri sonucu mesleğe başlarlar. Sınavı geçemeyenler okuldan uzaklaştırılır, maaşları kesilir ve yerlerine yeni öğrencilerde alınırdı. Durum böyle olunca öğrenciler okula daha fazla önem vermeye başlarlar (Yıldırım, 2010:69,70,71)

 

 

III.Maârif-i Umûmiye Nizamnâmesi

Nizamname, Maarif-i Umumiye Nazırı Saffet Paşa’nın talimatı ile Sadullah Paşa’nın çalışmaları sonucu Fransız modeli örnek alınarak hazırlanmıştır. Ülkenin koşullarına uyarlanmaya çalışılmıştır. Maarifi Umumiye Nizamnamesinin getirdiği bazı yeniliklerin bazıları şu şekildedir.

  1. Her mahalle ve her yerde bir ilk okul olacak. Gayri Müslimlerin bulunduğu yerde farklı okullar açılacak.
  2. İlkokulların yapımı ve masrafı ile öğretmenlerin maaşları o bölgedeki halk tarafından karşılanacak.
  3. İlkokulun süresi 4 yıl ve okutulacak dersler gösterilir. Gayrimüslimler kendi dinlerine uygun eğitim alacaklar.
  4. İlkokulda Kızlar 6-10 yaş arası ile erkekler 7-11 yaş arası zorunlu eğitime tabi tutlacaklar.
  5. Özürsüz okula devam etmeyen öğrenciler için ceza ve devamsızlığın devamı halinde zorla okula devamı sağlanacak.
  6. Rüştiyelerin masrafları ve öğretmenlerin maaşları Maarif Bakanlığı tarafından karşılanacak. Rüstiyeleri tamamlayan idadilere sınavsız kabul edilecek.
  7. Her bin haneyi geçen yerlerde idadi açılacak. Öğrenim süresi 3 yıl.
  8. İstanbulda büyük öğretmen okulu kurulacak. Bu okulun 3 şubesi bulunacak.Bu şubelerin birinci şubesi rüştiyeye, ikinci şubesi İdadiye, üçüncü şubesi ise sultaniyiye öğretmen yetiştirecek. (Binbaşıoğlu, 2009:173-176-177-178)

Nizamname 198 maddeden oluşmaktaydı ve eğitim alanına değiniyordu. Nizamnameye göre okullar umumî ve hususî mektepler olarak ikiye ayrılıyordu. Genel mektepler ise ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumları olarak sınıflandırılıyordu bunları İlkokul karşılığı sıbyan mektepleri, ortaöğretimi rüşdiye, idâdî ve sultânî mektepleri, yüksek öğretimi Dârülmuallimîn, Dârülmuallimât, Dârülfünun ile fünûn ve sanayi-i muhtelife mekteplerinden oluşuyordu (Yıldırım, 2010:86).

Nizamname ücret konusuna açıklık getirilmiş, müdüre beş bin, öğretmenlere ise iki bin ile dört bin kuruş arası maaş verilecek Öğretmen okuluna öğrenci alımında rüşdîye, idâdî ve sultanî diploması olanlara öncelik verilerek imtihansız olarak okula yerleştirilecek, diploması olmayan mülakattan geçtikten sonra okula gündüzlü olarak alınacak..67 ( Maarifi ummumiye nizamnamesi akt.Altın, 2009: 23)

 

1869 Maarif-i Umumiye Nizamnamesi’nde öğretmen okulu “Mekatibi Aliye” yani Yüksek Okul olarak sınıflandırılmış ve ilgili okulların başında gösterilmiştir. Nizamnamenin 51 maddesinde “Mekatib-i âliye Dârülmuallimîn ve Dârülmuallimat ile Fünun ve Sanayi muhtelife mektepleridir” denilmektedir (Ayas, 1948: 130 akt. Altın, 2008: 276)

 

Maarif-i Umumiye Nizamnamesine göre ülkedeki yer alan okullara öğretmen yetiştirmek üzere Rüştiye, Sultaniye ve İdadi bölümlerinden oluşan büyük bir öğretmen okulu kurmaktı (Duman, 1999: 338).

Açılması planlanan bu öğretmen lisesinde okutulması planlanan dersleri Kodaman 1991 Abdülhamid Devri Eğitim Sistemi eseri sayfa 146 da aşağıdaki gibi sıralamıştır.

a) Rüşdiye Şubesi (3 yıl)

Ulûm dersleri                                     Edebiyat dersleri

Tersim-i hutut, hesap                          Türkçe kitabet ve inşa.

Defter tutma usûlü                              Arabî, Farsî

Hendese, mesaha, cebir                     Her cemaatin kendi lisanı

Tarih-i umumî

b) İdâdî Şubesi (2 yıl)

İlm-i mevalid, Hendese-i                    Arabî Farisî, Türkçe şiir ve inşa

resmiye ve menazır                            Fransızca, Kavanin-i Osmaniye,

Cebir Hikmet-i tabiiye,                       ilm-i servet

Kimya, Resim

c) Sultaniye Şubesi (3 yıl)

Müsellesat-ı müsteviye ve kureviye                            Türkçe inşa ve eş’ar

Arabî, Farsî

Cebirin hendeseye tatbiki                                          Maani

Cerr-i eşkal, ilm-i heyet, Kimya                                 Türkçe ve Fransızca tercümeler

îlm-i mevalid, Jeoloji,                                                Hukuk-u milel

Pedegolojik formasyon

Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı devletinin sıbyan mekteplerinde eğitim verek üzere yetiştirilen muallimler. Eyüp ve Ayasofya medreselerinde, genel diğer medrese programlarından farklı bir program uygulatmıştır. Bu programda Adab-ı Mubâhase ve Usûl-i Tedrîs adında bir derse yer verilmiştir. Bu ders Tartışma Kuralları ve Öğretim Yöntemi anlamına gelmektedir (Akyüz, 1997:31).

Tazminat dönemi ile birlikte eğitim bir bilim haline gelmeye başladı. Osmanlı aydınları eğitimde ezbercilik, öğretim yöntemleri, okuma yazma öğretimi, bireysel yerine sınıf sistemi gibi bir çok konu üzerinde tartışmalar yapılır. Bunların sonucunda 16 Mart 1848’de Dârülmuallimîn açılmış, bu okul geleneksel yöntemle öğretmen yetiştirilen okullara rakip olmuştur. Yeni açılan okullarda öğretim yöntemlerinin geliştirilip öğretmenler yoluyla yaygınlaştırılması arzusu gibi çok önemli bir pedagojik amaç da güdülmüştür (Şanal, 2003:200)

Usulu Cedit başlığı altında eğitimde yapılan hareketleri sonucu öğretim yöntemleri ve ders araç gereçlerinde yapılan değişikler sonucunda, öğretmen okulların mevcut programlarında değişikliklere yol açar. Bunun sonucunda meslek dersleri öğretmen okulların bünyesine dahil edilmeye başlanır. O dönemde ilk melek dersi Ahmet Cevdet tarafından “Usûl-i İfâde ve Tâlim dersi okutulur. Bu ders daha sonraları farklı adlarla öğretmen okullarında okutulmaya başlanır. Farklı isimler almasının nedeni ise dönemin eğitimcilerin pedogoji anlayışında zaman içinde değişimler geçirmesi gösterilebilir ( Şanal, 2003:200)

            Sonuç:

Selçuklu Devleti’nden miras kalan Medreseler ve sıbyan mektepleri Osmanlı Devleti’nde temel taşlarını oluşturur. Tanzimat denemi ile hız kazanılan yenileşme hareketleri sonucu eğitimde baştan ele alınır. Yeni yapılan sürecinde ihtiyaç duyulan yeni anlayış yetişmiş memur ihtiyacının ortaya çıkması sonucu öğretmenler okulları açılır. Açılan öğretmen okulları yeni anlayış ile açılsa da müfredat amaca hizmet etmemektedir. Maarif-i Umumiye Nizamnamesinin yayınlanmasıyla eğitimde anlayış değişikliğine gidilir. Eğitim sistemli bir hale getirilir ve öğretmen okulları baştan yapılandırılır.  Her öğretmen okulu kendi içinde rüştiye, idadi, sultani şubelerine ayrılır. İstanbul ve Anadolu’nun birçok yerinde okulların öğretmen ihtiyaçlarının karşılanması için kız ve erkek öğretmen okulları açılır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Akyüz, Yahya (2013). Türk Eğitim Tarihi M.Ö 1000 – M.S 2013 Ankara Pegam-A Yayıncılık

Akyüz, Yahya (2008). Türkiye’de Öğretmen Yetiştirmenin 160. Yılında Darülmuallimîn’in İlk Yıllarına Toplu ve Yeni Bir Bakış http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/19/1335/15452.pdf

Altın, Hamza (2009). II.Abdulhamit ve II meşrutiyet devrinde öğretmen yetiştirme meselesi  (Doktora Tezi). Ankara. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ adresinden alınmıştır.

Altın, Hamza (2008) “1869 Maarif-i Umumiye Nizamnamesi ve Öğretmen Yetiştirme Tarihimizdeki Yeri” Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 13/1, s. 276. http://portal.firat.edu.tr/ adresinden alınmıştır.

Binbaşıoğlu, Cavit (2009) Başlangıçtan günümüze Türk Eğitim Tarihi, Anı Yayıncılık Ankara.

Cahid, Baltacı (1996) “Osmanlı Eğitim Sistemi”, Yeni Türkiye, S. 7, (Ocak-Şubat 1996), s. 468.

Demirtaş, Zülfü (2007) “Osmanlı’da sıbyan mektepleri ve ilköğretim örgütlenmesi” Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 17, Sayı: 1 Sayfa: 173-183, Elazığ.  http://www.web.firat.edu.tr/sosyalbil/dergi/arsiv/cilt17/sayi1/173-183.pdf ‎ adresinden alınmıştır

Ergün, Mustafa (1987) “Türkiye’de Öğretmen Yetiştirme Çalışmalarının Gelişmesi”. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi. 2,1987. S.10-18 http:// www.egitim.aku.edu.tr/oytarihce.pdf  adresinden alınmıştır

Kodaman, Bayram (1991) Abdulhamid devri eğitim sistemi, Türk Tarih Kurumu Basımevi Ankara. http://bayramkodaman.com/abdulhamid_devri_egirim_sistemi.pdf adresinden alınmıştır.

Mustafa, Şanal, “Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemlerinin Pedagojik Formasyon Anlayışı”, Afyon Kocatepe Ü. Sosyal Bilimler Dergisi, C. 5, Sayı 1, s. 200. http://asosindex.com/journal-article-fulltext?id=4521&part=1 adresinden alınmıştır.

Sarıkaya, Yaşar (1997)  Medreseler ve Modernleşme, İz yayınları, İstanbul

Tayip, Duman (1991) Türkiye’de Orta Öğretime Öğretmen Yetiştirme, Milli Eğitim Bakanlığı  İstanbul, s. 11.

Tayip, Duman (1999) “Osmanlıda Öğretmen Yetiştirme Sistemi”, Osmanlı Ansiklopedisi, c. V, Ankara, 1999, s. 308.

Yıldırım, Mehmet Ali (2010). Tanzimat döneminde meslek okulları, Doktora tezi 2010 https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ adresinden alınmıştır.

Hakkında Veli Kuzu

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.